Ansızın sel gider bozkırından
Yürümeyi bilmeyen adamların
Develer bilse de sevmeyi,
çöller Anlamaz ki, neyi, niçin sevdiğini
Küçük sever sevse de bezirganlar Anlar
hâlâ öğrenemediler gül devşirmeyi
Taşıdığı büyük acıyı damıtan
Toprağa bir servi fidanı gibi
diken delikanlıyı
İncinmesin diye omuzlarında
Denize armağan götürdüğü
Sevdasını sızdıran testileri
Yıllar yılı döner diye yolunu beklediği
Sevgilisine adayan güzeli
Selamlamalı bulutlarıyla gökyüzünün
Büyük yürüyorsa bir adam dağlara doğru
Selamlamalı ellerindeki menekşeleri
Büyük dalgalarla boğuşuyorsa bir kaptan
Selamlamalı onu da deniz fenerleriyle
Yanından geçerken hafif eğilmeli, gülümsemeli Sonra selamlamalı gündüzlerle, gecelerle
Güneş bir defa doğar; akşam nedir bilmeyiz Biz yorgun nefeslerin adamları değiliz Kaypak serüvenlerin, küçük efsanelerin Her ırmağı en derin yerinden bir defa geçeriz