Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin, Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin. Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür; Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.
Herkes kendi tarlasını sürerse,
Herkes kendi örgüsünü örerse,
Herkes kendi öyküsünü sererse,
Herkes işin, işleriyle överse.
Bir işçidir, binlercesinden,
Düşünür olup olacağını;
Yeri elleriyle öper.
Bir köylüdür, köylercesinden,
Didinir, dalar bulutlara;
Yeri ayaklarıyla öper.
Bir taşıyıcıdır, onu-ona,
Ondan ona taşır da taşır
Yeri terleriyle öper, yükleriyle öper.
Bir düşünürdür, dalar-gider,
Dalar-gelir, bakar-bakar düşünür;
Yeri gözleriyle öper.
Dokunan doku, ekilen tohum,
Taşınan yük, düşünen beyin,
Yeri yerleriyle öper.
Yere son düşmedir ölüm,
Kalanlar yeri düşleriyle,
Ölenler kendileriyle öper.
"Bir insan topluluğunun nasıl yönetildiğini anlamak isterseniz onun müziğine bakın."
Konfüçyus*
Yeni sözler demeye geldim yeni seslerle, Bağırmalarla değil, canımdan nefeslerle... Sana kalacak ne var dersen, anlamı derim; Susmalarında bile bulur seni seslerle.
Ağaçlar çizerdim, yeşillenirdi;
Çizdiğim ağaçlara çizdiğim kuşlar gelirdi.
Ormanlar düşünürdüm, uyurdum, Düşündüğüm ormanlarda kaybolurdum.
Anı kuyularından çekmek bir yudum acı su, Bir yudum acı su, çekmek anı kuyularından, soğuksu.
Bilmedim bu, ya bir korkunun duygusu, Bilmedim bu, ya da bir duygunun korkusu.
Kent dayanıyor bahçenin duvarlarına,
Yeni bahçeler çiz, gözlerinin kuşlarına.
Hazır kent dayanmışken bahçene
Kuşlarımı gözüne sal, götür ağaçlarına.