"O, Freud'un özetlemeyi sevdiği gibi, ıçlerinde babayı güç kullanarak yok etme güdüsü taşıyan ilkel kabilenin oğullarındandı - babadan nefret eden ve onu alt ettikten sonra onu yiyerek onurlandıran. Ben yumruk bile atamayan kabileye mensuptum Biz böyle değiliz, bunu yapamayız, ne babamıza ne de başkasına. Biz şiddet karşısında dehşete kapılan oğullarız fiziksel acı verme kapasitemiz yoktur, vurma ve sopalama işlerinde işle yararsızızdır, un ufak edilmeyi hak etmiş bir düşmanı bile un ufak edemeyiz, gerçi fırtına estirmekte ve hiddetlenmekte sınır tanımayız. Bizim de dişlerimiz var yamyamlar gibi, fakat onlar çenelerimizde sözcükleri daha açık dillendirebilmemiz için varlar. Yakıp yıkıp yok ettiğimizde bunu öfkeli yumruklar ya da acımasız entrikalar ya da giderek yayılan çılgın bir şiddetle değil, sözcüklerimizle yaparız, zekâmızla, babalarımızla bizlerin arasında dikkat çekici bir uçurum oluşturan ve onların bize vermek için eşek gibi çalıştıkları şeyle. Bizi zeki ve iyi okul çocukları olmaya teşvik ederek onları güçlü gevezeliğimizle bir başlarına ve anlayışsız bırakabilmemiz için nasıl donattıklarının farkında bile değillerdi."