Hazal Güç

Yorgunluğum iyiden iyiye belli olmaya başladı. Umudum; azalmakla artmak arasında yarış yapıyor ve "azalmak" bitiş çizgisine daha yakın. Gücüm tükendi. Son sandığım diplerin dibini gördüm. Kılıcımı koydum bir kenara. Savaşmıyorum seninle. Silahımın olması savunmasızlığımın üstünü kapatmıyordu üstelik. Uzun zamandır ilk kez bu kadar savunmasızım. Bütün saflığımla karşındayım. İnancımın son damlasıyla sendeyim. Bu kadar bastırabildim. Sen kazandın. Belki de son kez böyleyim. Kalkanımın arkasına sığınıp, sonsuza dek vazgeçip köşeme çekilmeden önce. İnanacım tükenmeden hemen önce. Riskse risk. En fazla son kez inanmış olurum. Bu da benim saflığım olsun.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bu özel günlerin özelliği ne hiç anlayamadım. Sadece normal günden bir farkı olmalı gibi gelmiştir hep. Sanki bir mucize olacaksa o gün olacakmış gibi. Hakkı oymuş gibi. Bakalım olacak bir mucize var mı ve o güne denk gelecek mi??? Hocamın verdiği ödevin hakkını verip kısa tutuyorum yazımı. Mucizelere 🪄
Peki, Tanrı ne dedi? "Eğer bu olanaklı olsaydı Epiktetos, hem seni hem de sahip olduğun şeyleri özgür ve engellenmemiş yapardım. Fakat böyle olmadığına göre, aldanma. Bunlar senin değildir, bunlar pişmiş kildir. Sana kendimden bir parça verdim. Güzel şeylerin peşinden gitme ve kötü şeylerden kaçınma gücü, şeyleri duyularınla algılama gücü verdim. Bunu görmezden gelmezsen ve sahip olduğun her şeyin senin içinde olduğunu bilirsen, asla engellenmezsin, asla üzülmezsin. Hiç kimseyi övüp, yermezsin. Bu, sana az bir şey gibi mi görünüyor?" Tanrı korusun. "O zaman kendinle barışık ol!"
Çaresizlik....
3 yaşına dönmektir çaresizlik. Dünyanın kocaman olduğu, Senin ufacık kaldığın. Herkesin dev gibi olduğu. Senin kısacık kaldığın. Çevrendekilerin avaz avaz bağırırken, Senin sesin çıkmadan ağlamaman gerekmesidir. Her kelimenin doğru kabul edildiği yerde, Senin doğrularının yanlış damgası yemesidir. Yükselen kahkahalar kulaklarında çınlarken, Senin hıçkırıklarının boğazında düğümlenmesidir. Kalbin acırken gülümsemeye devam etmektir. Önce nefesin düzensizleşir. Ardından kalbin sıkışır. Ruhun gücünü kaybetmeye başlar. Sonra bedenin hastalanır. Kolunu kaldırmak mı güç gelir, bunu düşünmek ve istemek mi karar veremezsin. Ruhun gücünü kaybeder. Umudunu kaybedersin önce. Yarın olacak olması bir şey ifade etmez. Güneş doğsa da içini ısıtmaz gibi gelir. Derin bir sessizlik oluşur ve sadece içindeki seni duyarsın. Üç yaşındaki çocuğun hıçkırıklarını. Ne olduğunu bilmeden beklediğin şey yoktur. Bedenin sana ait değil. Kalbin o kadar acırken insanlar git gide uzaklaşır. Her şey anlamını yitirmeye başlar. Kimse eskisi kadar masum değildir. Güven kelimesi artık hak edilmesi gereken bir özellik olur.
Canın yanmış, gülümsemişsin. Kimse anlamamış! Şeker Portakalı
Alıntı