Bir topluma veya bir insana en büyük kötülüğü nasıl yapabilirim diye düşünürseniz efendiler, onlara en damarından bir doz Arabesk veriniz, bırakın içten kendi kendine çürüsün, çürütsün kendini.
Yaşadığımız toplumu da işte böyle çürüttüler, bu füryayı başlatan ve yayan medya (bu işin içinde uyuşturucu satıcıları, tekelciler, siyasi çıkarları olanlar) en büyük kötülüğü de bunlar böyle yaptılar bize.. Ne Ferdisi bitti ne Müslümü, Seyfisi ne de arabesk rap adı altın da müzik yapanı. Bir toplumu zombiye çevirdiler, müptela, namus davası ve sevgi adına kadına düşman yaptılar, bir kader çizip ona mahkum ettiler ve bunu her gün bize dinlettiler. Bize ağlanacak halimize ağlamaya devam etmemizi sürekli telkin ettiler. Ve en kötüsü de efendim umudumuzu aldılar, alkol masalarına meze yaptılar hayatımızı, sigara dumanın da üflettiler geleceğimizi, uyuşturucu çektirtip hayallerimizi çaldılar. Kaderimiz buymuş gibi kronik sefalete mahkum ettiler bizi, bunu da iyi bir şeymiş gibi bize empoze ettiler, biz de "batsın bu dünya" diyip ağladık ağlanacak halimize. "Hayat buysa üstü kalsın" diyip çekildik köşemize. " Ya benim olursun ya kara toprağın" diyip vurduk kadınlarımızı, sevgi adı altında...
Uzar gider, kısacası şu ki, arabesk bir topluma bilinçli olarak verilen zehirdir, onlar da biliyor ki umut varsa, mücadele eden, direnen, talep eden, hak arayan bir toplum büyür ve olgunlaşır. uzak durun, uzak tutun çocuklarınızı, dostlarınızı, ailenizi, sevdiklerinizi. Alkolü mutluluktan için, cözüm aramak için değil, uyuşturucu derdini çözer evet doğru seni derdinle beraber mezara gömer, dert de biter, sen de. Diyeceğim o ki Yapıyorsanız birşeyi severek yapmak lazım, derdin ve sorunun varsa da, üzerine gitmek, ayakta çözmek lazım, dizlerinin üzerine çökmüş sadece şikayet ederek değil.