‘’Kıpkırmızı suratlı bir adamın yaşadığı bir gezegen biliyorum.Bu adam ömrü boyunca hiç çiçek koklamadı.Hiç yıldızlara bakmadı.Hiç kimseyi sevmedi.Rakamları toplamaktan başka bir şey yapmadı.O da aynı senin gibi bütün gün ‘Ben önemli bir adamım!Ben önemli bir adamım! der dururdu,kibirden patlamak üzereydi.Ama bir insan değildi o,mantardı!
‘’Bir gün tam kırk dört günbatımı izlemiştim!’’
Sonra da şöyle dedin:
‘’Bilirsin…İnsan çok hüzünlü olduğunda sever günbatımlarını…’’
‘’O kırk dört günbatımı seyrettiğin gün çok hüzünlüydün o halde?’’
‘’Pembe tuğlalı,pencerelerinde sardunyalar,çatısında güvercinler olan çok güzel bir ev gördüm,’’ derseniz bu evi hayallerinde canlandırmayı beceremezler.Onlara şöyle demeniz gerekir: ‘’Milyonluk bir ev gördüm.’’ O zaman, ‘’Ne kadar güzel!’’ diye haykırırlar.
Büyükler rakamları sever.Onlara yeni bir arkadaşınızdan söz ettiğinizde asıl önemli soruları sormazlar asla.Mesela, ‘’Sesinin tınısı nasıl? Hangi oyunları seviyor? Kelebek koleksiyonu yapıyor mu?’’ diye sormazlar. ‘’Kaç yaşında? Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor?’’ diye sorarlar.