Bu kitabı okur okumaz,kitabın özetini çıkarmayı veya incelemesini yapmayı doğru bulmadım.Bir süre kitabı baştan sona zihnimde tekrar canlandırma gereği duydum.Ve zihnimde bu kitabı yorumlarken inancımdan,görüşlerimden,çevresel faktörlerimden tamamen bağımsız olmayı denedim.Arkadaşlarımla yaptığım ikili sohbetlerin konularını bile aklımdan tamamen sildim.Çünkü Emil Sinclair olmak ve Damian gibi biriyle kendi benliğini bulmak için bu gerekliydi.
Kitabın ilk sayfasını çevirdiğinizde ‘’Anlatacağım öykü hoş değil,düzmece öyküler gibi tatlı ve uyumlu da değil;kendilerini bundan böyle aldatmak istemeyen tüm insanların yaşamı gibi anlamsızlığı,karmaşayı,cinneti ve düşü çağrıştıran bir tadı var.’’ yazısıyla karşılaşıyoruz.Ve kitabı okuduğumuzda da yazarın kitabın başına ne kadar doğru bir not bıraktığını görüyoruz.
Ve son olarak kitap hakkındaki kişisel görüşüm;’'Emil Sinclair’in Gençliğinin Öyküsü'’ diye atılan başlığın üzerine bir çizik atılıp kapakta kalan koskocam HERMANN HESSE yazısının yanına GENÇLİĞİNİN ÖYKÜSÜ eklendiğinde asıl kitap anlamını kazanıyor.Çünkü Emil Sinclair’in öyküsü aslında yazarın şekillendirdiği kendi öyküsü..
Kitaba Sinclair’in çocukluğundan başlıyoruz .Sıcak ve huzurlu evinde,inançlı ve güzel bir aileyle büyümekte olan bir çocuklukla.Sinclair’in evleri iyilikle doluyken çevresindeki sokakları kötülükle dolu.Ve Sinclair benlik arayışıyla sokağın tadına varmak istiyor.Kötülük kötülüğü çekiyor ve ziyadesiyle sokağın tadını alıyor.Geri sıcak yuvasına,iyilik tapınağına dönmek için can atarken kurtarıcısı olan Demian ile tanışıyor.Demian onu sokaklardan kurtaran bir kurtarıcıdan ziyade benliğine yol gösteren bir peygamber niteliği taşıyor.Ve Sinclair,çocukça soruları akranlarına devrederek çok daha büyük sorular ve yanıtlarını arıyor.
Sinclair de her