Burcu KARATAŞ

Burcu KARATAŞ
@ITIR
İki kardeş kedi yavrusunun insanı bu kadar keyiflendireceğini bilmezdim, ilk orucun ilk iftar lezzeti gibi
Antalya
Isparta
10 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Kayahan dinlemeyeli ne kadar olmuş? Şu an, Kayahan dinleme zamanım olsun, sizin de olsun...
Reklam
Yalnızlığın bahanesi ve telafisi olmaz. Yalnızlık yalnızlıktır. Eksikliğini, eşyalarınızın eskiliğine, arabanızın olmamasına, çevrenizdekilerle kafanızın uyuşmamasına bağlayamazsınız. ‘Altın kafes içindeki bülbül ve vatan’ meselesi gibi her şeyiniz varsa ve en iyisiyse bile ille de ‘yoldaş aranır cana’ kandırmayın kendinizi, yürüyüş yapmak, tek başına sinemaya gitmek, bir yerde bir şeyler yemek vs. Hakkı üçtür, dördüncüye keyif değil çaresizlik hissi oluşturur. “Kendimle başbaşa kalmayı seviyorum” ama sadece beynimin içinde.” Dedi güzel olduğunu düşünen kız...
Keşke yağmurdan sonraki ıslak toprak kokusunu ve yağmur esintisini de bir yerlerde paylaşabilseydik, Sıcaktan bunalanlara yağmur gönderip, üşüyenlere güneş gönderseydik😉 Allah’ın işine çok mu karışmış olurduk acaba. Neyse şimdilik yağan harika yağmuru ve coşan yağmur sesini tahayyüllerinize bırakıyorum🦋 ( Yağmur yağmur yağmur, geri verecek buharlaşan sevgimizi, buharlaşan sevginizi geri kazanmanız dileği ve duasıyla iyi geceler...
Puan vermedi
İki Yeşil Su Samuru, öncelikle kitap ismiyle kitaptaki akışı uyumlu hale getirme çabası hoşuma gitmedi. Aslında çok akıcı, bir günde tamamına yakınını okudum ama kitabın sonu maalesef bütün heyecanımı sildi, o akışa o son olmamış. Dikkatimi çeken bir detay daha neden bir kız olır ve herkes ona aşık olur ya da en güzel tesadüfler yaşanır, şu yazlık gençlik dizileri var ya onlar gibi. Yakışıklı ve herkesin hayran olduğu zengin genç ve bir tesadüfle onunla tanışan fakir güzel kız, fakir ama harika giyinir saçlar yapılıdır ve ailesine hesap vermez. Buket Uzuner’i severim ama bu kitap biraz Canan Tan’laşmış sanki.
İki Yeşil SusamuruBuket Uzuner · Everest Yayınları · 20256,7bin okunma
Yeşilçam, izlerken neden bu kadar keyif aldığımı bilmediğim filmler. Ama nasıl keyif alıyorum anlatamam. Her daim takım elbise kravat ile dolaşan Kartal Tibetler, Ediz’ler, Tarık’lar; her zaman mini eteği ve mevsimlik montuyla Hülya, güzel saçları ile Gülşen, kirpikleri ile Türkan Avrupai havasıyla Filiz.... Replikler harika, filmin birinde Hülya sevdiği adamla yani Kartal’la ilişkisine karşı çıkan eniştesine söyle diyordu: “ Biz sevişiyoruz, evlenmemize kimse mani olamaz, siz bile.” Sevişiyoruz= işteşlik eki karşılıklı birbirimizi seviyoruz, masumca anlamında. O an düşündüm ki babamın karşısına çıkıp “ Biz sevişiyoruz evleneceğiz .” desem adamcağız şak diye bayılır☺️. Nasıl oldu da bu kelimenin anlamı bu kadar değişti, nasıl başardık acaba bunu?
Reklam