Soyumuzda cesaret diye bir şey kalmamış; belki de hiçbir zaman yoktu. Toplum korkusu — ahlakın temeli olan — ve dinin püf noktası sayılan Tanrı korkusu… Bizi yöneten iki şey işte bunlar.
Yaşamın amacı, kişinin kendini geliştirmesidir. Doğamızın gereğini kusursuzca gerçekleştirmek… İşte her birimizin burada olmasının nedeni budur. Oysa günümüzde insanlar özbenliklerinden korkuyorlar. Görevlerin en yücesini, yani kişinin kendi özbenliğine karşı olan görevini unutmuşlar. Hayırseverliklerine diyecek yok: Açları doyuruyor, dilencileri giydiriyorlar. Gel gör ki kendi ruhları çıplak, aç.
Birkaç dakika sonra Dorian ona sordu:
“Gerçekten de dostlarınız üzerinde etkiniz çok mu kötü oluyor, Lord Henry? Basil’in dediği kadar var mı?”
“İyi etki diye bir şey yoktur ki, Bay Gray. Etki denen şey tümüyle ahlaka aykırıdır.”
“Neden?”
“İnsanın birini etkilemesi, ona kendi ruhunu vermesi demektir. Ondan sonra bu insan artık kendi doğal düşünceleriyle düşünmez, kendi doğal ihtiraslarıyla yanmaz. Erdemleri gerçek değildir; günahları — günah diye bir şey varsa eğer — ödünçtür. Bu insan, başka birinin müziğinin yankısı olup çıkar. Kendisi için yazılmamış bir rolde oynayan bir aktör…”