İnsanım diyebiliyorsan, dünyanın herhangi bir yerinde dili, dini, ırkı, rengi farketmeksizin zulme,soykırıma uğrayan her kimse için huzursuzluk duymalısın…
Yazar Mezopotamya’da, Mardin’de, şengal dağında yok edilmeye çalışılan ezidi halkını kaleme almış.
Mardinli Hüseyin ve ezidili meleknazı hikayeye alan gazeteci İbrahim içinizi öyle bir huzursuz ediyor ki uykularınız kaçıyor, iştahınız kesiliyor, vücudunuz kaskatı kesiliyor, ağlamaklı ağlamaklı hikayeyi okuyorsunuz. Zaten bu hikayede içiniz titremeli, ‘huzursuz’ olmalı…
Okuyun biraz huzurunuz kaçsın, birazda tadınız kaçsın.
Ne diyordu YAŞAR KEMAL “ savaşı icat eden, görmesin cennet.”
Ekliyorum; savaşı icat eden, zulüm eden, insanları yerinden eden, soykirima sebeb olan görmesin cennet…
her şey tıpkı Anne Frank’ın dediği gibi olmalı bence; “öldükten sonra da yaşamaya devam etmek.” Frank bunu demişti ve öyle de oldu. 1942/44 yılları arasında yazdıklarıyla yaşamaya devam ediyor ve edecekte.
Bu kitap hakkında kısaca şunu söylemek istiyorum; anne frank daha uzun bir süre yaşamış olsaydı dünyanın en iyi yazarlarından biri olacaktı ve belkide şuan başta İsrailin ve diğer tüm Ülkelerin yaptığı zulümleri yazıp tüm tüm dünyaya haykıracaktı…