İbrates

Cahilin hakkından , aptal gelir.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ateşli şekilde savunduğu fikirler hakkında kitap okumayan insanlar ile tartışmak , gözleri olmayan birine kırmızı rengi tarif etmeye benzer.
Alıntı
Eleştirmek
Gerek Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem olsun, gerek Aristoteles’e, gerek Platon’a olsun gösterdiğim eleştirel yaklaşım, derin bir insaniyet ve duygusal hassasiyet üzerine kuruludur; çünkü bu isimlerle kendimi özdeşleştirmiş bulunuyorum ve onların yaptığı her eylemin, ortaya koydukları her düşüncenin ardında insanî bir emek, bir özveri ve bir arayış olduğunu biliyorum. Elbette bireyler Aristoteles’in kadın konusundaki görüşlerini eleştirebilir veya Platon’un demokrasi karşıtı olduğunu tartışabilirler; bunlar tarihsel olarak ve felsefi bağlamda değerlendirilmesi gereken konulardır. Ama temel gerçek şudur ki karşımızda, tarih için değerli, kendini hakikat ve erdem uğruna adamış insanlar vardır; sıradan insanlar değiller, yaptıklarıyla bir miras bırakmış, doğrularına inançla bağlı erdemli bireylerdir. Onları eleştirirken ya da hicvederken, öncelikle onları anlamaya çalışmak, düşüncelerinin ve eylemlerinin kaynağını, hangi bağlamda ve ne amaçla ortaya koyduklarını derinlemesine okumak ve irdelemek gerekir. Salt etiketlere, klişelere veya kendi ön yargılarımıza dayanarak saldırmak, gerçek bir eleştiri değildir; bu, hem tarihsel adaletsizliktir hem de bilgiye ve hakikate ihanet olur. Eleştiri, ancak bilgiye, okumaya ve empatiye dayandığında anlamlıdır; onların kitaplarını, mektuplarını, diyaloglarını ve yaptıkları eylemleri inceleyerek, niyetlerini ve bağlamlarını anlamaya çalışmadan oluşturulan eleştiriler ise yüzeyseldir ve saçma olur. Bizim sorumluluğumuz, bu büyük ve erdemli insanlara, yaptıkları katkıları ve ortaya koydukları emekleri göz ardı etmeden, insaniyetli, adil ve hassas bir biçimde yaklaşmaktır; çünkü eleştirinin değeri, yalnızca doğruluk ve hakikate hizmet ettiğinde ortaya çıkar, aksi hâlde ön yargıların ve cehaletin güçlendirilmesinden öteye
Hz. Muhammed (s.a.v)
Bu sayfa beni o kadar üzdü ki...Bugün, farklı kitaplardan üçüncü kez Hz. Muhammed’in hayatını okudum. Son iki gündür geceleri ağlıyorum; o kadar üzücü ki, o kadar derin bir yalnızlık çekiyorum ki, içten içe bunu asla kabullenemiyorum. Sanki tanıdığım birini, ailemden birini kaybetmişim gibi hissediyorum. Aristoteles ve Sokrates’in ölümüne tanıklık ederken de çok üzülmüştüm; dünyadaki iyi insanlara yapılan haksızlıklar içimi acıtıyor. Bütün arkadaşlarım, öğretmenlerim, en yakınlarım teker teker ölüyor gibi hissediyorum. Sonsuzluğa karşı bir kavuşma ve özlem çekiyorum. Ölümü kabullenmek o kadar zor ki… Giordano Bruno’yu diri diri yaktılar, Thomas More’un kafasını kestiler; ve daha niceleri çok kötü, çok pis biçimde öldürüldü. Kötülüğün kaynağı cehalet ve onu destekleyen mekanizmalardır. Descartes beni derinden etkilemişti; ilk kez Meditasyonlar’ı okuduğumda ona hayran kalmış, sonra ölümü beni yıkmıştı. Daha sonra onun eleştirilerini okudum. İmmanuel Kant’ın ölümü de beni çok üzmüştü; sevdiğim, değer verdiğim insanlar... Ölümüne tanıklık ettim. Hayatım boyunca insanlarla gerçekten çok az bağ kurabildim. Kendimi her zaman geçmişteki figürlere bağladım ve böyle yaşamaya çalıştım. Platon’un Devlet kitabını okuduğumda, kendi içimde bile olsa, kitabın önerdiği şekilde yaşamaya başladım. Aristoteles’in masasında oturup onu dinleme fırsatı buldum; okul otobüsünde derslere katıldım, kitaplar beni adeta ışınladı. Felsefeye yıllar boyunca vazgeçilmez bir tutkuyla bağlandım. Önüme çıkan her kitabı değil, en titiz ve değerli olanları seçtim. Her okuduğum hayatımı değiştirdi; yaşamım salt rasyonel bir makineye dönüştü. Okumak bana haz ve mutluluk veriyordu, asla pişman olmadım; durmak istemedim ve ömrüm yeterse durmayacağım. Hz. Muhammed’in hayatı ise bambaşkaydı. Onu, toplumun
Duygu ve Düşünce