Bahar çiçeklerinin açtığını gördüğümde ve daha şimdiden vedalaşmanın derdine düştüğümde,güzel şeylerin artık gelmeyeceği günü düşündüyüğümde bir makine değil,ölümlü bir varlık olduğumu anlıyorum.Öğle anlarda,benim zamanım geçmiş ya da gelecekte değil şu anda,burada,şimdiki zamanda oluyor.
Hikaye…
“Bu insanların anlamsız hayatlarına zorla anlam yüklemek için uydurdukları bir icat olmasın?
Hilayeler üstü kapalı bir şekilde insanın çektiği ıstırabın bir anlamı olduğunu söyler.En çok inanılan iki din tek bir hikayeyle başlar:İlk insanın günah işlemesiyle acının başladığı hikayesiyle.Bu şekilde insanın acılarına anlam yüklenir.
İnsanlar geçmiş,şimdi ve gelecek kavramlarını yaratıp bunu takıntı haline getirirler. O yüzden hep mutsuzlar. Bir benliğe sahipler. Bu benlik sadece geçmiş için pişmanlık duyarak ve gelecekten korkarak aslında tek gerçek olan şimdiki zamanın öylece akıp gitmesine izin veriyor.