Rousseau'nun Toplum Sözleşmesi adlı eserine dair şu şekilde bir değerlendirme yapmak istiyorum:
İnsanlar, başlangıçta doğal durumda yaşıyorlardı. Bu, yalnızca Rousseau'ya özgü bir düşünce değildir; Hobbes ve Locke da benzer bir ön kabulü benimsemiştir. Ancak Rousseau'ya göre, tarımın gelişmesiyle birlikte bireysel haklar, mülkiyet arzusu ve özgürlük talepleri öne çıkmış, insanlar bir uzlaşıya vararak toplumsal sözleşme yoluyla devleti kurmuşlardır.
Ne var ki, devletin ortaya çıkışıyla birlikte işler kontrolden çıkmış, devlet insanları özgürleştirmek yerine onları köleleştirmiştir. Oysa devleti kuran yine insanın kendisiydi; fakat zamanla devlet, insanın özgürlüğünü elinden alan bir güç haline gelmiştir. Bugün artık doğa durumuna dönmemiz mümkün değildir. Ancak mevcut düzen içinde de bireyler, doğalarına aykırı bir yaşam sürmeye mahkûm edilmektedir. Peki, bu durumda ne yapılmalıdır?
Rousseau’ya göre iki temel çözüm yolu vardır:
1. Toplum içindeki eşitsizlikleri ortadan kaldırarak zümreler arasındaki dengeyi sağlamak.
2. Doğal yaşama uygun yasalar yapmak ve toplumu doğa durumuna en yakın biçimde düzenlemek.
Ancak günümüz toplumlarına baktığımızda, modern yaşamın bu ilkelerden hayli uzak olduğunu görüyoruz. Günlük 10 saat çalışma, tekdüze apartman hayatı, haftada 40 saat ders işlemek gibi normlar, insan doğasına ne kadar uygundur? Belki de modern insanın mutsuzluğunun temel sebebi, doğasına aykırı bir yaşam sürmeye zorlanmasıdır.