nameless

Düşünmek, varlığın hakikatine şahitlik etmektir.
Sayfa 77·Kitabı okuyor
Reklam
“Bir şey sınırını aştığında, zıddına dönüşür.” Işığın şiddeti karanlık, sesin şiddeti sessizlik, varlığın şiddeti yokluk olarak algılanabilir.”
Sayfa 75·Kitabı okuyor
Varlıklar, fıtrî kemâllerine ulaşmak için tabii bir eğilime sahiptirler. Yani o hâllerini sever ve arzularlar. Bu kemâl her canlıda varlık tarzına ve hâline bağlı olarak değişir. Ancak sevgi özelliği ve kemâl arzusu değişmeden kalır; çünkü “Hiçbir sebepli varlık, illeti olmadan var olmaz, zira bu onun kemâlî ve tamlığıdır.” Bu kemâle ve tamlığa ulaşma arzusu, varlıkların özünde bulunan kozmolojik sevgiyi ifade eder. Tohum ağaç olmak, ağaç meyve vermek, meyve olgunlaşmak ister. Kalem yazmak, yazı bir mânâ ifade etmek, mânâ hakikati ortaya çıkartmak ister.
Sayfa 74·Kitabı okuyor
Cansız nesneler dâhil tüm varlık âlemi, hayat ve şuur sahibidir.
Sayfa 73·Kitabı okuyor
İnsan kendi varlığını bir nimet, hediye, hayret, şaşkınlık, anlamsızlık, korku, endişe, huzur, mutluluk, baş ağrısı yahut korkunç bir belirsizlik ve boşluk olarak görebilir. Kesin olan, verdiği cevaplardan bağımsız olarak insanın bu soruları bizatihi şuur ve idrak sahibi bir varlık olarak bilinçli bir şekilde sormasıdır. Ontolojik bir mesele olarak bu sorunun cevabı, insanın öznel varlığının ötesine geçer. Bu öteye geçiş, birtakım olağanüstü halleri de beraberinde getirir.
Sayfa 71·Kitabı okuyor
Reklam