Berk Türk

Berk Türk
@Igfal
8/10
·328 syf.··
2025 6. kitabı
Tüm seriyi okuduktan sonra döndüm, aslında serinin Türkçeye çevrilmiş 4 kitabını okuduktan sonra demek daha doğru olur. Severian'ın hikayesi 5. kitap olarak da sayılabilecek The Urth of the New Sun'da devam ediyor; seri için önemli olan bu kitabın Türkçe baskısı yok maalesef. Aynı evrende geçen başka seriler de var, bunun da bilgisini vermiş olayım. Bu bir değerlendirmeden ziyade kitaptan ne beklemelisiniz, nasıl yaklaşmalısınız; belki yazar belki evren hakkında biraz forumlarda okuduğum ve izledikleriklerimden edindiğim bilgileri de paylaştığım bir yazı olacak. Aslında uzun yazmak isterim ancak 5-6 saatlik teori, evren, timeline videoları izledikten sonra ne yazarsam yazayım eksik kalacağını fark ettim, belki 2. okuyuşumda yazarım. Gelecekten, belki de farklı bir boyuttan gelen ve Gene Wolfe tarafından İngilizceye çevrilip, İthaki'nin bastığı bu kitap, hiçbir şeyi unutmadığını iddia eden Severian'ın kendi yolculuğunu anlattığı 4 kitaplık bir serinin ilk kitabı. Bol bol kendine atıf yapan bu seri; okuması, anlaması ve takip etmesi zor bir metin. Hiç bilmediğiniz zaman-mekan dilimine, herhangi bir bağlam olmadan atılıyorsunuz. Aklınıza bir soru takıldığında bunun cevabı ya iki sayfa ya da iki kitap önce veya sonra verilmiş olabilir, bilemezsiniz. Kelimeleri ve göndermeleriyle okuması zor ama çok keyifli diyebilirim, ama büyük bir "BENCE" ile. Mesela bir gönderme örneği vereyim. Severian gördüğü bir resmi bize anlatmaya başlar: "Zırhlı bir adam ıssız bir yerde duruyordu, garip bir bayrak tutuyordu. Bu zırhın göz açıklıkları ve bir havalandırması yoktu..." diye devam eden paragraf aslında aya ilk ayak basılma anını anlatıyormuş. Okurken ben de kaçırmıştım mesela bu göndermeyi. Bu kitap Severian tarafından yazılmış ve bunu hissediyorsunuz, hatta yukarıda saydığım
İşkencecinin GölgesiGene Wolfe · İthaki Yayınları · 2019370 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
6/10
·344 syf.··
2025 4. kitabı
Mor Bulut, bir kıyamet sonrası romanı olarak iki kırılma noktasına sahip. Ana karakterin iç çekişmeleri, insan doğası, ilahi güçler, beyaz ve siyahın mücadelesi gibi temalarla ilerleyen kitap; özellikle ilk çeyrekten sonra bir seyahatnameye dönüşüyor. İkinci kırılma noktasına kadar çok da ilgi çekmeyecek şekilde ana karakterimizin delirmesini okuyoruz. Ancak ikinci kırılma noktasından sonra hikâye daha keyifli bir hale geliyor. Yazar, dini ve mitolojik anlatılarla paralellikler kuruyor ve bazen paralellikleri çeşitli zıtlıklarla yeniden yazıyor. Yazarın Doğu-Batı üzerinden, ırkçı sayılabilecek kısımları var. “Herkes kötüdür ama Doğu daha kötüdür” şeklinde de okunabilecek kısımlar var. Devamı Spoilerlı!!! Adem’i yoldan çıkaran Havva yerine, bu romanda Adam’ı yola sokan bir Leda ile karşılaşıyoruz. Adam, insanlığın soyunun devam etmemesi için Leda’dan uzak durmaya çalışıyor fakat bunu başaramıyor. Konuşmayı bile doğru düzgün beceremeyen bu kızın, kurnazca ona yaklaştığını düşünüyor. En kötü durumda kızı öldürme seçeneğine tutunsa da bu zamanla “ya kız ya ben”, ardından “hayır, yalnızca ben” ve nihayetinde “Leda için yaşamalıyım” noktasına evriliyor. İnsanların ne olursa olsun kötü olacağını savunan Adam, nihayetinde pes ediyor ve insanlığın annesi Leda’ya benzeyeceğini umarak karakter gelişimini tamamlıyor. Siyah ve beyazın çatışması teması işlenirken ana karakter çoğunlukla “siyah” olarak konumlanıyor, Leda ise neredeyse hep “beyaz”. Ta ki Leda’nın, mor bulutun yeniden geldiğini söylediği nokta kafada soru işareti bırakana kadar. Muhtemelen yalandı. Bilimkurgu Yönü Kitabın bilimkurgu kısmına da kısaca değinmek gerekirse ki sadece kısaca değinilebilir: Volkanik patlama sonucu solunduğunda ciğerleri yakan bir gaz oluşuyor. Bu gaz, kutuplarda yoğunluğunu
Mor BulutM. P. Shiel · İthaki Yayınları · 202581 okunma