Ben beynimle boğuştum, sen yanımıza geldin. Capella'yı gördün. Denizi gördün. Elimdeki sandviçi ve ayağıma dolanan kediyi gördün.
Bana da baktın ama beni görmedin.
''Sen hangi krallıktansın?''
''Keybos.'' Kulağa havalı gelse bile ilk kez duyduğum isim karşısında tepkisiz kaldım. ''Keybos Krallığı. Tüm krallıkların en üstün ve en zeki olanıyız. Her şeyin sahibin ve her şeyin anahtarı... Yıkan ve yeniden kuran... Yakan ve yok eden... Ölüm getiren, hayat veren.''
Aşk herkese uygun değildi; bazıları sadece beklemenin kutsal heyecanıyla hayat bulurlar, çünkü kavuşmanın sancılı mutluluğunu taşıyamayacak kadar zayıftır iradeleri.
Çünkü kadınların şehveti erkeklerinkine benzemez, kadınlarda tutku daha olgunlaşmaya başladıkları ilk andan itibaren kor halinde yanmaya başlar ama bazıları bu ateşi gizler ve maskeler ilk başlarda. Bu maskeler kimi zaman bağnazlık, kimi zaman kibir, kimi zaman da estetik kaygılar şeklinde ortaya çıkar ama bir gün gelir o tutku bütün bu maskeleri çekip alır ve ardına sakladığı bütün örtüleri paramparça eder.