Delirdiğini zannettiği oluyordu bazen ama onun da bir başı olmalıydı, öyle sonradan görme deli bile olunmuyordu. Her şey iğreti, taklit ve inanılması güç bir vezindeydi.
Anlıyordu ki insanın kendi üstüne tırmanması böylelikle kendinden yukarıyı görüp bakabilmesi, o meşhur temaşası ve neye olur olsun inanması başkalarının anlayamayacağı, ifade edilemeyecek hallerden geçmesine bağlıydı.