Tavşan yahnisi yapmak için önce bir tavşan olmalı, Tanrı'ya inanmak için de önce Tanrı..
F.M. Dostoyevski/Ecinniler
Adolfer'in Zirzəmi-si:
t.me/+NkIJrijmPcFjZmUy
Babası Stalin'in emriyle kurşuna dizilen, annesi cezaevinde aklını kaybeden Vladimir Alliluyev (Redens) onun "iyi ve kötü yanlan olan büyük bir adam" olduğunu söylemektedir. Annesi Stalin tarafından kurşuna dizilen Nataşa Poskrebişeva ona büyük bir hayranlık duymakta ve onun kızı olduğunu iddia etmektedir. Babasının art deco Kremlin mobilyalarıyla dolu dairesinde zor koşullarda yaşayan Nataşa Andreyeva en kararlı Stalinist olmaya devam etmektedir. Bu kitap için kendisiyle yapılan mülakat sırasında yazarı, "Annemin sezgileri bana geçti," diye uyardı. "Düşman'ı gözünden tanının. Sen bir Düşman mısın? Kızıl Bayrak'tan korkuyor musun?" Terör'ü hala desteklemektedir: "Savaştan önce casusları yok etmek zorundaydık." Babasının 1937'de işlediği cinayetlerin kabarık dosyalarda belgelenmiş olmasına rağmen onun masum olduğunu iddia etmekte ve "Huruşov'un kirli elleri Ukrayna'da çok daha fazla insan öldürdü," iddiasında bulunmaktadır. Andreyeva'nın vardığı sonuca göre, her türlü "hata"nın suçlusu Stalin değil, "sistem" idi. "Fakat siz, Batılı kapitalistler, Rusya'da AIDS'inizle Stalin'den çok daha fazla insan öldürdünüz! "
Artık çalışamayacağı anlaşıldığında, Beria "Stalin nefretini kustu." Fakat ne zaman gözkapakları titrese ya da gözleri açılsa, iyileşecek diye dehşete kapılıyor ve Sultan'ın başucunda bekleyen Doğulu bir vezir gibi "diz çöküp onun elini öpüyordu." Stalin yeniden derin uykuya geçtiğinde, Beria incelikten ve basiretten yoksun bir ihtiras sergileyerek, ağız dalaşına giriyordu. Öteki liderler onu sessizce gözlemliyor, bu arada, kusurları olsa da eski dostları, uzun süredir liderleri, tarihi bir dev ve benimsedikleri enternasyonal inancın en yüksek rahibi için, ölüyor olması kendilerini rahatlatsa da, gözyaşı döküyorlardı. Yaklaşık 20 milyon insan öldürülmüş; yerinden edilen 28 milyon insanın 18 milyonu Gulaglar'da köle olmuştu. Bunca katliamın ardından bile liderler inançlarını koruyorlardı.
Bir süre önce Yahudi yazarların yayınlarında Rusça isimlerinden sonra Semitik isimlerini parantez içinde yazmaları gerektiğini ısrarla belirtmişti. Bu kez Komite'yi şaşırtan bir soru sordu: '"'Nedir bu? Bu adamın Yahudi olduğunu belirtmek birilerine zevk mi veriyor? Neden? Anti-Semitizm'i geliştirmek için mi?" ihtiyar tilki her zamanki gibi aynı anda birkaç oyun oynuyordu.
1937'de Troçkist olmayan bir adamın Troçkist olarak kurşuna dizilmesi gibi, şimdi de Yahudi olmayan kurbanlar "Siyonizm"le suçlanıyorlardı: Yahudiliğe zerre kadar sempatisi olmayan Abakumov Siyonizm'e bulaştırılıyordu. Kesin Rus olan Molotov'a gelince, yirmili yıllarda Stalin'in ona "Molotştayn" adını takması sebepsiz değildi.
Stalin bütün bunlara gerçekten inanıyor muydu? Evet, tutkuyla, çünkü siyasal bakımdan gerekliydi. Gereklilik, tek başına doğrudan daha iyi idi. Stalin bir keresinde lgnatyev'e şöyle dedi: "Neyin doğru neyin yanlış olduğunu biz kendimiz belirleyebileceğiz."