Bende elli-yüz yıl sonra ne olacağını bilmem, ama bugünkü koşullar altında tiyatro ancak bir eğlence aracı sayılabilir. Hem de pek tuzluya mal olan bir eğlence!
Ölümün eşiğinde , tıpkı yirmi otuz yıl önceki gibi sadece ilimle ilgileniyorum . Son nefesimi verirken bile ilimin insan hayatının en güzel, en gerekli , en sevilmeyi değer öğesi, insanoğlunun nefsini ve doğayı yenmesi için biricik araç olduğuna inanacağım.
ne çok insanın psikiyatriden hâlâ korktuğunu ve tedaviden kaçtığını görmek beni şaşırtıyor. Görünüşe bakılırsa insanları uzak tutan şey çoğu zaman “deli doktoruna gitmekle” damgalanmak ve bir sorunu olduğunu kabullenmek fikri olabiliyor. Kısmen medyanın da yarattığı, psikiyatri hakkında yersiz bir karamsarlık yüzünden, pek çok kişi gereksinim duyulan yardımı almaktan kaçıyor. Psikiyatristler bazen hastaları iyileştiren değil, onların zihnini ele geçiren, didik didik irdeleyen akıl dedektifleri olarak görülüyorlar. Ben bu kitapla bu tür yanlış algıları ortadan kaldırmayı ve zihinsel hastalık tedavisini gizeminden arındırmayı ümit ediyorum.