Günün birinde bir adam varmış.Bir adam demeye de gerek yok aslında.Bir insan.Dili, cinsi, ırkı ne olursa olsun, yaşadıklarını ömrüne, yaşayamadıklarını gönlüne sığdırmaya çalışan gelişi güzel bir insan varmış.
Gülmüş bir gün.Öteki gün ağlamış.Yaşamak için geldiği dünyada, ölmek için nefes aldığını anlamış.Anlatmak için sarf ettiği cümlelerin, anlaşılmamak üzere var olduğunu kavramış.
Sevmiş bir gün.Öteki gün ağlamış.Sevda dilinden, dilinden ziyade gönlünden anlar sanmış.Açmış ağzını, yummuş gözünü.Kalbine ektiği kelimelerin hepsi dudağında çiçek açmış.Biriktirdiği her bir şey dünyadan bir nefes almış.Aldığı gibi solmuş yanmış.Bir manzara önüne dizmiş hayallerini.Düşünmüş sonra.Ağlamış.Düşündüklerine yanmış.Öylece oturmuş kalmış.
Günün birinde bir adam varmış.Sevmiş dün.Bu günü de dünden kalmış.Duymuş.Görmüş.Anlamış.Lütfunu da, kahrını da baş tacı saymış.Sevgisizliğin dayatıldığı coğrafyalarda, sevmenin devrim olduğunu yazmış.Yaşamış.Her gönüle bir vefa, her güzelliğe bir cefa, her kötülüğe bir veda bırakmış.Adamış.Bir kere geleceği dünyada, ömrünü bin kere bir aşka harcamış.Toplamış raflardan biriktirdiği tüm güzellikleri, bir güzelin kucağına bırakmış.Ağlamış sonra.Mutluluktan kirpikleri ıslanmış.Gülmenin de ağlamanın da yaştan olduğunu anlamış.Göz yaşının Hâk'tan geldiğini, kendisinin Hâk'a gittiğini hatırlamış.Bir bir toplamış hatıralarını, kaçmış.Yıldızlarda sallanırken öylece, bu dünyadaymış gibi yaşamış.Lakin hiç bir vakit bu dünyalı olmamış..
⠀