Oysa insan mütevazı, ağırbaşlı, sakin bir hayat arkadaşının yanında ne rahat uyur. Akşam yatarken, sabah uyanırken aynı sevimli bakışı bulacağından emindir. Yirmi otuz yıl sonra insan, kendi sıcak bakışına cevap veren uysal, sıcak, sevgi dolu bir bakış görür, ölünceye kadar da hayat böyle geçer.
“Sen kulaklarına kadar batmışsın nazik arkadaşım, diye aklından geçirdi gözleriyle konuğunu uğurlayan Oblomov. Dünyanın geri kalanına karşı kör, sağır ve dilsiz kalacaksın. Basamakları hızla tırmanırsın. Zamanla işler büyür, rütbece yükselirsin. Hepimiz buna kariyer deriz! Kariyer için insanın çok az şeye ihtiyacı var. Zekâ, heves, duygu falan gereksiz. Lüks! Kendi hayatını yaşayıp gidersin, ama bu hayatın içini dolduracak hiçbir şeyin olmaz. Bu arada da on ikiden beşe dairede, sabah sekizden on ikiye kadar da evde çalışırsın. Zavallı!”