Gökleri çökertecek ve yeni kurbağa diliyle bütün dikeyleri yatay hâline getirecek bir nida kopararak ' mukaddes emâneti ne yaptınız? ' diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...
İnsan ve hakikat. İnsanlık tarihi bu iki kelimenin içinde yatıyor. İnsanoğlu durmadan hakikati arıyor. Buluyor, âdeta bulduğuna inanmıyor ve yine arıyor. Kaybediyor, yine arıyor. Kimi zaman da hakikat gelip kendisini buluyor ama insanoğlu bunu küçümsüyor, önemsemiyor ve hâlâ gerçeği başka yerlerde arıyor.