İçimi çekerek kendi kendime, "Bu dünyada ne suç işledim?" diyordum. Yaşamak için doğmuştum, yaşamadan ölüyorum. Sanırım kusur bende değil ve beni yaradana, yapmama fırsat verilmeyen iyilikleri sunamazsam da, hiç değilse engellenen iyi niyetlerimi, katışıksız ama etkili olmaktan alıkonmuş duygularımı ve insanların aşağılamasına karşı sarsılmaz bir sabrı sunabilirim?
Sonunda, çabamın yararsızlığını, boşuna üzüldügümü görüp, geri kalan tek karara vardım ki, o da yazgıya başkaldırmadan boyun eğmekti. Acı ve boşuna bir karşı koymanın yorgunluğuyla uzlaşamayan o her şeye katlanmanın verdiği dinginlikle derdimi unutabildim.
Birazcık neşelenmek ve kafa dağıtmak isteyenler için güzel bir film önermek istiyorum: Wanda Adında Bir Balık.
Tiplemeler çok hoş ve başarılı, oyunculuklar da aynı oranda öyle.
Film hem eski bir yapım hem de güzel bir olay örgüsüne sahip olduğu için sizi zamandan alıp götürüyor.
Hem yeni diller öğrenme konusunda motivasyonunuzu da artırabilir :)
ÇATLAK ÇAN
Hem acıdır hem tatlı, uzun kış gecesinde,
Dinlemek çatır çatır yanan ateşe yakın,
Sislerin arasında çalan çanın sesinde
Yükseldiğini görmek uzak hatıraların.
Mutludur o çan, güçlü sayarak gırtlağını,
Çok sağlıklı ve çevik, artan yaşına rağmen,
Atıyor bağlılıkla inançlı çığlığını,
Eski bir asker gibi, çadırını bekleyen!
Benimse, çatlak ruhum, sıkıntılar içinde,
Geceyi şarkısıyla doldurmak istese de,
Zayıf sesi orda çok kez unutulup giden
Bir yaralının kaba hırıltısına benzer
Kan gölü kıyısında ve üstünde cesetler,
Sonsuz çabalayarak, kımıltısız can veren.
Kim bilir, kim diyebilir ki bu kitabın, hayalin ve hakikatin, bizim gibi bir insan olan Fahim Bey'in ömrünün nezdinde, ne demek olduğu ve ne demek olmadığı hakkındaki isabetinin derecesini?
Fahim Bey ve BizAbdülhak Şinasi Hisar · Yapı Kredi Yayınları · 20142,432 okunma