Nice istasyonlarda,nice limanlarda,havaalanlarında durakladım.Her gidenle gitmek istedim.Her yolculuğa çıkmak.Hiçbir yere gitmesem de sürekli yolculuklarda olduğumu algılamakta geç kalmadım.Ama genç yaşlarda,henüz bana,yaşamı yaşanır kılan bu duyguya varmadan önce,gidememek derin,derin bir acıydı.
Doğanın, yaşamın, düşlerin,duyguların bana sunabildiğinden daha çoğunu yaşamam, daha çoğunu algılamam, daha büyüğünü duymam gerek. Her nesneyi, her canlıyı, herhangi bir insanı, anlık her görüntüyü yaşantıya dönüştürmeliyim. Yaşamı büyütmek, kendimce geliştirmek, derinleştirmek, genişletmek, rüzgarlarla estirmek, yağmurlarla yağdırmalıyım, ta ki kendimi canlı ya da cansız, doğmuş ya da doğmamış tek bir nokta olarak görene dek.
Her insanı severek dinlerim. Kaygım vardır. Ne düşünürler, yaşama nasıl bakarlar diye. Ama hangi ülkede olursa olsun ortaçağ düşüncelerinden sıyrılmış, bağımsız insana az rastlıyorum.