Irazca

Irazca
DAKTİLOMUN NEFESİ share.google/pxuVWVUlGmCk74XOr
Öğrenci
Hacettepe Üniversitesi /YL
İzmir
274 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek!
Bu kitapla Tiyatro dersinde Abide Doğan hocamızın 70'lerin sosyal ve kültürel hayatından bahsetmesiyle tanımış, dikkatimi çekmiş ve yıllar içinde hayatımıza giren her yeniliğin insanlar üzerinde ne gibi etkileri olduğu ve bu etkilerin birtakım avantajları olduğu gibi dezavantajlarına da katlanılması gerektiğini anladım. Hayatımıza giren bir renkli televizyon bizi bulunduğumuz kesim içinde yüceltirken bir yandan da sıkıcı ve bir o kadar da ilgisiz kişiliklere dönüştürebiliyordu. Kitapta en çok dikkatimi çeken kısımlardan biri de on yıllık süreç içinde bir anda bıçak gibi kesilip karşımıza çıkan bir icatın toplum tarafından nasıl karşılandığının çok iyi aktarılmış olduğuydu. Bilhassa sanattan, müziğe yabancı sermaye ve markalardan, aile, okul ve ekonomik hayata kadar yazarın kendi yaşadığı çağın tanığı olup birinci elden bu bilgileri bizimle paylaşması çok hoş ayrıntılar vermesi takdire şayandı. Onun harici de eksik olarak ğordüğüm kısım ise çok fazla bilgiye boğması sebebiyle okurken insanın içi de not alma eğilimi uyandırıyor.
Kırlangıç
Bugün Said Faik Abasyanık'ın kırlangıç hikayesini okurken aklıma şey geldi. Kırlangıcı ve serçeyle arasında bir karşılaştırma yapılıyordu. Serçeler sürekli çalışıyor, kırlangıçlar ise vakitlerini eğlenceli bir şekilde geçiriyorlardı. Kırlangıçlar şöyle diyorlardı. Serçeler iki günlük ömürleri olmasına rağmen etrafında yaşadığı ağacın dallarını bile görmemiş, hayatın nasıl şekillendiğini bilmeden çalışmaya devam ediyorlardı. Ve hiçbir şekilde yaşadıkları dünyadan, yeşilliklerden, soldukları havadan bir haberdiler. Ama kırlangıçlar tam tersine eğlenip gülüyorlar ve yaşadıkları hayatın her bir dakikasının önemli olduğunu kendilerine aktarmaya çalışıyorlardı. Bunun ise sadece bakışmalarıyla karşılayabiliyorlardı. O sıra kırlangıçlar bunun gerçekten çok önemli bir detay olduğunu fark ettiler. Ama bunu özellikle karşındaki sevdiği arkadaşına nasıl aktarabilirdi, bunu düşünmeye başladı. Ve bunu söylemek bile o kadar ağır bir yük olarak gözüktü ki gözüne, sadece bakışlarıyla birbirlerinin aslında aynı şey dediklerini anlayabiliyorlardı. Bu hikaye benim için çok güzeldi. Çünkü şöyle, zaman çok hızlı ilerliyor. Biz kendi hayatımıza bakmıyoruz, sürekli para için, mevki için, makam için, başarı için çalışıp duruyoruz. Ve aslında çalışırken gittiğimiz yolu düşünmüyoruz, yola bakmıyoruz, yola konsantre olmuyoruz, sadece sonuca odaklanıyoruz. Ve o yeşillikler aslında bize verilmiş olan bir mükafat. Ağaçta dal da ya da onun meyvesi de her yıl bizim için tekrar tekrar üremeye, vermeye devam ediyor. Bunun farkına varmalıyız. Benim için kırlangıç hikayesi bunun bir kez daha farkına varmamı sağladı.