İrem SOYARSLAN

İrem SOYARSLAN
@IremSoyarslan
Aritmetikiyikuşlarpekiyi
Öğretmen
Yüksek Lisans
Bursa
Eskişehir
75 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Bu hikaye hep taze kalmalı.
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 23:07
Kitabı şimdi bitirdim. Yazmak istediğim çok şey var bu kitap üzerine konuşmak istediğim çok şey var fakat üstüne düşünmek istediğim şeyler konuşmak istediklerimden daha baskın geldiği için şu an kelimeleri toparlayıp ne yazacağımı bilemiyorum. Yazarla ilk tanıştığım kitabı, tüm kitaplarını okuyacağım belli ki. Uzun süre hiç bu kadar edebi bir haz alarak böyle güzel bir kitap okumamıştım. Kurgu, anlatılanların birbiriyle bağlantısı, olayın çözülmesi, mistik hikayeler olağanüstü olduğu halde gerçek sanılacak kadar güçlü bir şekilde yazılmış. Bu kitabı bir kere okumak yetmez. Bir süre sonra tekrar okuduğumda mutlaka farklı anlamlar yükleyeceğim altını başka başka çizeceğim cümleler olacak… bir bütün olarak baktığımda da harika bir eser ama satır araları çok daha şahaneydi. Güzel bir tatlı yedikten sonra ağzınızda kalan damağıınıza yapışan o haz vardır ya bu kitapta öyle bir şeydi çok ama çok beğendim.
Uzakların ŞarkısıKaan Murat Yanık · Everest Yayınları · 20174,795 okunma
Reklam
Dijital Ekranlardan Hayal Gücüne
8/10
·168 syf.··
2026 28. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 10:20
Bugün size, okurken beni hem çok duygulandıran hem de derin derin düşündüren bir kitaptan bahsetmek istiyorum: Koray Avcı Çakman’ın kaleme aldığı "Var Olmamış Bir Okulun Gerçek Hikâyesi". Aslında her şey kahramanımız Efe ile başlıyor. Efe, tam da günümüz çocukları gibi; yaz tatili boyunca sınırsızca bilgisayar oynamayı planlayan, teknoloji düşkünü bir çocuk. Ama karşısına öyle bir mail çıkıyor ki, bir anda kendini bambaşka hikâyelerin içinde buluyor. Efe’nin ekranında beliren o dijital kitapta anlatılanlar aslında hiç de uzak değil. Her tıkladığında Dünyanın başka bir yerinde kimi zaman; Afganistan’da savaşın ortasında kalan, susuzlukla boğuşan ya da engellerine rağmen hayata tutunmaya çalışan çocukların gerçekleriyle yüzleşiyor. Efe bu hikâyeleri okudukça, aslında elindeki imkânların ne kadar farkında olmadığını anlamaya başlıyor. Kitabı okurken şunu hissettim: İster lüks bir kolejde olsun ister savaşın ortasında; zengin ya da fakir, çocuk her yerde çocuktur. Efe’nin kurduğu o empati bağı, eminim okuyan her çocuğun kalbine dokunacaktır. Kitabın sonunda o "Var Olmamış Okul" benim için etkileyicidi. Hani bazı yollar haritalarda görünmez ya, işte bu okul da öyle; insanın tam içinde başlıyor. Kepçelerin yıkamadığı, tabelası olmayan ama hayallerle inşa edilmiş bir okul bu. Eğer ortaokul seviyesindeyseniz ya da o yaşlarda bir çocuğunuz varsa, bu kitap tam bir farkındalık hazinesi. İçindeki o sıcak karakterler (örneğin Fika) sürprizli sonuyla, bilgisayar oyunlarından çok daha fazlasını sunuyor. Evet bahsedilen şeyler küçük yaş grupları için belki görmediklerinden dolayı anlaşılmayacak şeyler ama görmedikleri şeylerin var olmadığı anlamına gelmez bu. Hayatın sadece imkanlardan ibaret olmadığını anlatacak vurucu bir kitap
Var Olmamış Bir Okulun Gerçek HikayesiKoray Avcı Çakman · Tudem Yayınevi · 20262 okunma
Akran Zorbalığına Psikolojik Bir Bakış
Puan vermedi·72 syf.··
2026 27. kitabı
Zorbanı Nasıl Eğitirsin?çocuk edebiyatının en hassas konularından biri olan "akran zorbalığını" alışılagelmişin dışında bir perspektifle ele alıyor. Kitap, sadece zorbalığa maruz kalan çocuğun hikayesini değil, zorbalığın kökenlerini ve bu döngünün nasıl kırılabileceğini sorgulayan sarsıcı bir anlatı olmuş. Kitap aslında yetişkinlerde de bir farkındalık yaratıyor. Zorba dediğimiz kişi, aslında başka birinin kurbanı olabilir mi? Karakterin, kendi zorbasının arka planını öğrenmesiyle başlayan empati süreci, eserin en güçlü yanıydı. Hikayenin sonuna doğru, karakterin pes etmek yerine "baş etmeyi" öğrenmesi, okura sadece fiziksel bir zafer değil, psikolojik bir olgunlaşma vaat ediyor. Ve küçük yaş gruplarına da çok didaktik olmadan bunu alt mesaj olarak veriyor. İçeriğindeki temaların ağırlığı ve karakterlerin psikolojik derinliği nedeniyle 5. sınıf ve üzeri öğrenciler için oldukça ufuk açıcı bir okuma olacaktır. Aynı fakındalığı yetişkin okuyucularda da yaratabilecek bir kitap.
Zorbanı Nasıl Eğitirsin?Hanzade Servi · Tudem Yayınevi · 202519 okunma
Bir Dostluk ve Sınıf Bilinci
Puan vermedi·128 syf.··
2026 26. kitabı
Taşlı Yokuş Sokak No: 5, okuru toplumsal sınıflar arasındaki keskin çizgilerin, çocuk saflığıyla nasıl silinebileceğine dair umut dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Eser, ilk bakışta bir futbol hikayesi gibi görünse de derinlerde sosyal adaletsizlikleri ve ön yargıları sorgulayan güçlü bir alt metne sahip. Tematik Analiz ve Karakterler Kitap, birbirinden tamamen farklı sosyo-ekonomik dünyalara ait iki çocuğun yollarının kesişmesini konu alıyor. Bu karşılaşma, sadece bir arkadaşlık hikayesi değil, aynı zamanda toplumsal dayatmalardan sıyrılma çabasıdır Yazar, karakterlerini toplumun onlara biçtiği rollerden (zengin-fakir ayrımı) uzaklaştırarak, asıl olanın insan bağı olduğunu vuruluyor. Maddi imkansızlıklar içinde kolejde burslu okuyan karakter; alçakgönüllülüğü, zorluklar karşısındaki terbiyesi ve sahip olduklarının kıymetini bilen duruşuyla adeta klasik Yeşilçam filmlerindeki o asil ruhlu kahramanları anımsatıyor. "Zengin ya da fakir, çocuk çocuktur" felsefesini merkeze alan eser; sınıf farklarının yetişkinler dünyasına ait yapay kurgular olduğunu, çocukların dünyasında ise sevginin ortak bir dil kurabildiğini kanıtlıyor. Sürükleyici temposu ve eğlenceli anlatımıyla dikkat çeken bu kitap, özellikle 5. ve 6. sınıf öğrencileri için oldukça uygun bir seviyededir. Okuru hem güldüren hem de düşündüren yapısı, genç okurların empati yeteneğini geliştirecek bir nitelikte.
Taşlı Yokuş Sokak Numara 5Hanzade Servi · Tudem Yayınları · 20257 okunma
Gidenlerin tüm duygularını alıp yeniden döneceği geçmiş günleri…
Puan vermedi·167 syf.··
2026 24. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 11:29
Bazı kitaplar okunmaz, yaşanır. Şükran Yiğit’in bu büyülü anlatısı tam da öyle. Ankara’nın puslu sokaklarında gezerken aslında kendi ruhumun kıyılarında dolaştığımı hissettim. Kalbi yumuşacık yapan ama bir o kadar da derinlerde bir sızı bırakan, naif bir hikaye. Kitapta geçen o etkileyici cümle gibi; 'İnsanların yaşadıkları yerleri sevmeleri için bir nedenleri olmalıydı.’ Ankara Mon Amour, insana o nedeni, aidiyetin ve sevginin en saf halini hatırlatıyor. Karakterlerin arasındaki o sessiz bağ, Emel’in dünyası ve annesinin bıraktığı o izler... Suna’nın çocuk olmanın ötesinde yaşadığı duyguyu düşüncelerin masumiyetle harmanlanması. Her sayfası bir film karesi gibi zihnimde canlandı. Hüznün bile bu kadar estetik, bu kadar 'bizden' anlatılabileceği eserlerden biri. Bitirdiğimde içimde hem büyük bir ferahlık hem de tatlı bir melankoli kaldı. Eğer ruhunuzun dinlenmeye, biraz şefkate ve çocukluk masumiyetine ihtiyacı varsa, bu kitabı mutlaka kalbinize değdirin.
Ankara, Mon Amour!Şükran Yiğit · İletişim Yayınları · 20221,645 okunma
Reklam