Eğer hayatta daha önce hiç “Bıraksalar haftalarca uyurdum, keşke bir süre hayattan çekilebilsem” diye düşünmediyseniz, bu kitap size çok anlamsız ve sıkıcı gelicek. Ona göre okuyun veya sakince rafa geri bırakın.
SPOILER KISIM (benim düşüncelerim)
Depresyonda olmayı ve yok olmak isteme hissini çok güzel yansıtmış yazar. Bunları yaşamış herkes kendinden bir şeyler bulur okurken. Kadının yaptığı şeyin doğru veya mantıklı olduğu da savunulmuyor bence kitapta. Sadece, insanın zihnen çok yorulmuşken ve hayattan bıkmışken ne kadar absürt şeyler isteyebileceği bize gösterilmiş.
Kitabın vermeye çalıştığı bir mesaj yok bence. Eğer ben kitaptan bir ders çıkarıcak olsaydım benim için aile ve çocukluğun önemi olurdu. Ailesi tarafından sevilmeyen bireyin toplumda ne kadar yapayalnız olduğu ve başkalarıyla da anlamlı ilişkiler kurmaya yarıycak gereçlerden yoksun olduğunu okuyoruz. Sevmeyi ve sevilmeyi evde öğreniyoruz, bunları öğrenmemiş kişi de hayatta 1-0 geriden başlıyor etrafındakilere göre. Ana karakterimiz de kendisini zaten sevmeyen ebeveynlerini kaybedince domino etkisiyle gittikçe zihnen daha karanlık yerlere sürükleniyor işte.
Bu arada ana karakteri sevmememiz gerekiyormuş sanırım ahakjsh. Oysa ben kadına sadece üzüldüm, eleştirecek pek bir şey olduğunu düşünmüyorum. Sanırım son düşüncem de şu: bu kitabi okuyup anlamayanları, sevmeyenleri çok kıskanıyorum :))