Kitabın başkahramanı olan Ahmet Cemil, geleceğe umutla ve "mavi" hayallerle bakan idealist, genç bir şairdir: Büyük bir eser yazacak, ünlenecek ve sevdiği kızla evlenecektir.
Ancak hayatın acımasız gerçekleri, onun bu saf dünyasını paramparça eder.Babasının ölümüyle evin geçiminin ona kalması,kız kardeşinin trajik ölümü, eserinin insafsızca eleştirilmesi ve karşılıklı sevdiğini zannedip acı bir şekilde bunun tek taraflı olduğu ayrımına vardığı aşkı Lamia'nın başkasıyla evlendirilmesiyle dibe vurur.
Büyük bir hayal kırıklığı içinde, yıllarca emek verdiği eserini kendi elleriyle yakar.Bu anı içinden bir parça koparak okuyor insan,içi cız ediyor insanın resmen...
Romanın sonunda, her şeyini kaybetmiş bir halde İstanbul’u terk ederken baktığı deniz, artık umudun mavisi değil, yenilginin "siyah"ıdır.
Mai ve Siyah, insan ne kadar parlak ve mavi hayaller kurarsa kursun, hayatın siyah gerçekleri karşısında uğrayabileceği o kaçınılmaz hayal kırıklığını anlatan, okuması keyifli bir kitap.