“Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgelik çayıydı hem ahmaklık; hem inancın devriydi hem şüpheciliğin; hem Aydınlık hem Karanlık bir mevsimdi; umudun baharı umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu; hepimiz ya doğruca Cennete gidecektik ya da tam aksi istikamete -özetle; şu an içinde bulunduğumuz döneme öyle benzer bir dönemdi ki dönemin, sesi en çok çıkan otoriteleri bugünler hakkında –olumlu anlamda da, olumsuz anlamda da –ancak ve ancak “en“ sözcüğü kullanılarak konuşulabileceğini iddia ediyorlardı.“
“Kul sürekli Allah’ın fazlını ve yardımını istemelidir. Kapılar ancak Allah’ın fazlı ve yardımı ile açılır. Allah kulunu fazlı ve yardımıyla yükseltir, bilgi kapısını açar. İnsan ne kadar çok bilgili olursa, mutluluğu da gittikçe artar. Kendisi küçük olsa bile yeri büyük olur.”
“De ki: Mülkün sahibi olan Allah’ım, mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden çekip alırsın; dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; iyilik elindedir. Doğrusu sen, her şeye kadirsin.”
Âli İmrân Suresi: 26.