'' Ya yeterince hislerini bilmemek kağıda dökmeye engel
ya da kağıda dökecek kadar hissedememek ''......
Eskiden hayallerimi sırtıma vurup yola düşerdim her sabah
Neden yazdım bilmiyorum demişsin ,
ben biliyorum .
Kimsede yok benden aldığın....
Ondan yazdın.
Kimse geçmiyor kendinden seni seyrederken ,
eskidendi böyle sevmeler çünkü ,
5 saat 40 dakika sırf geleceğim dedin diye kimse beklemiyor aynı direğin dibinde değil mi ?
Kimse üç maaş biriktirip sırf doğum günün ,
sırf yüzün bugün her zamankinden biraz daha fazla gülsün diye
Hollanda'dan siyah orkide getirtmiyor .
Adının Arapça'daki yansımasını
eski İngiliz parşömeni kırılgan kağıtlara kırmızı mürekkeple hat ettirmiyor
en yaşlı hattatlara.
Sadece bir gülümseme için katlanmıyor bu tip eziyetlere kimse.
Şiirler yazmıyorlar artık sevdalılar.
Üçüncü gün seni seviyorum deyip
üçüncü sevişmeden sonra sıradanlaşıyorlar adamlar...
İstisnasız her öğün yemekten önce ''sen aç mısın meleğim '' diye sormuyor değil mi artık kimse ?
Her gün hem de her gün sabah erkenden uyanıp tüm gün seni sevmiyor değil mi artık kimse?
Şimdi sana dokunan her kimse ,
Ellerinin kışın kremlenmediğinde çatlayıp kanadığını bilmiyor değil mi ?
En sevdiğin film değişti belki , belki alışkanlıkların değişti
Belki artık çay daha demli görünsün diye tabanı kırmızı boyalı bardakta ,
çay vermiyorsun misafirlerine.