Haydi bir yolculuğa çıkalım birlikte ....
Dudakları eskimiş kendi kendine konuşmaktan , dört duvarı yorulmuş dinlemekten , bir deli derviş hali , aklı herkesten önde ve herkesten önce yıpranmış bir eski kadın bu anlattığım....
Yeryüzünden çok uzakta planlanmış gibi duran bir hikaye bu ....
Kapının önündeyim , sarhoş olacağım güya çünkü çok makul sebeplerim var bozuğum dünyaya bu ara iş güç terso , hayat name yapıyor anlayacağınız...
Hiçbir şey istemiyor canım , Votka ile buluşmadan biraz evvel telefon çaldı :
- Efendim Şebnem ....
- Sana bir şey soracağım aptal gibiyim başa çıkamıyorum kime ne diyeceğimi bilemedim.
- Ne oluyorsun kuzum ?
- Çok kötü bir şey oldu
- Eyvah Pervin abla
- Yok yok o iyi , aman iyi dedimse işte biliyorsun zaten.... ya yok yapamayacağım ben sana gelsem atsak biraz dışarıya kendimizi . Gürol ( eşi ) benden beter . Kafam kazan gibi ....
- Ben de dışarı çıkacaktım . İyi gel otururuz hem şu etiyopyalı kız meselesini de konuşuruz .
Bu Şebnem ilginç kızdır . Hiç erkek arkadaşı olmamıştı , zaten güzel olmadığını düşünür tercih edilmemesini buna bağlar , karalara bürünmez ama yüzündeki tebessüme de hiçbir zaman tam olarak gülümseme denemez .
Bir gün bir telefon etti ve dedi ki :