"Bu arada herkesin beklediği avukatım geldi. Güzel bir kahvaltı yapmıştı. Yerine oturup gülümseyerek bana doğru eğildiğinde:
- Ümitliyim, dedi.
Ben de gülümseyerek alçak bir sesle:
- Öyle mi? Diye sordum.
- Evet henüz ne karar verdiklerini bilmiyorum ama hiç kuşkusuz cinayette kasıt reddedilmiştir. Bu yüzden ömür boyu kürek cezası vereceklerdir.
- Siz ne diyorsunuz bayım? Ölmek yüz kere daha iyidir! Diye öfkeyle cevap verdim.
Evet, ölüm! diye tekrarlıyordu içimden gelen tanıyamadığım bir ses. Bunu söylemekle nasıl bir risk almış olabilirim?"
"Kapının eşiğinde beni bekleyen iki jandarmadan biri kelepçemi takıp küçük garip anahtarını özenle çevirdi. Hiç umursamadım. Bu bir makinenin üzerine eklenen bir başka makineydi."