Muhammed

Muhammed
@Islamihayat
Herkes aklından bişeyler geçirir de kaleme alan pek azdır... Köklü değişim gençlik kolları
Tıbbi sekreter
İlahiyat
Diyarbakır
5 okur puanı
Kasım 2022 tarihinde katıldı
@Islamihayat·
·
sabitlendi
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۙ اُو۬لٰٓئِكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِۜ Şüphesiz, iman edip, salih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar.
Reklam
kötü bir zengini gördüğünde, paradan vazgeçmiyorsun. - Kötü bir doktoru gördüğünde, iyi bir doktor aramaktan vaz geçmiyorsun. -hoşuna gitmeyen bir yemek yediğinde, yeme ve içmeden vaz geçmiyorsun. - kötü bir insan gördüğünde insanlardan Kaçmak yerine, iyi bir insan aramaktan vazgeçmiyorsun. ama konu dine gelince; kötü bir hocayı görüp, dinden soğuyorsan Bilki sen, insanın apaçık düşmanı olan şeytanın tuzağına çoktan döşmüşsün Ama haberin bile yok.
Nisa /84 Rasule ve Müminlere Cihad Etmenin Farziyeti Allah CelleCelaluhu niçin Rasulüne“Cihad etmekle kendini mükellef kıl”derken müminler için neden sadece “Müminleri teşvik et” dedi? Rasulullah Devlet Başkanı olduğundan dolayı mı bu fark ortaya çıktı? Peki, Müslümanlar Cihad edince hangi neticeler meydana geldi? Allah niçin umulurki ifadesini kullandı? Zafer müminlere kesin değil midir? فَقَاتِلۡ فِىۡ سَبِيۡلِ اللّٰهِ‌ ۚ لَا تُكَلَّفُ اِلَّا نَـفۡسَكَ‌ وَحَرِّضِ الۡمُؤۡمِنِيۡنَ‌ ۚ عَسَے اللّٰهُ اَنۡ يَّكُفَّ بَاۡسَ الَّذِيۡنَ كَفَرُوۡا‌ ؕ وَاللّٰهُ اَشَدُّ بَاۡسًا وَّاَشَدُّ تَـنۡكِيۡلًا‏ “O hâlde, Allah uğrunda kıtal yap, savaş. Ancak kendini mükellef kıl ve müminleri (savaşa) teşvik et, özendir. Umulur ki Allah kâfirlerin gücünü kırar. Oysa Allah’ın gücü daha şiddetlidir, cezası da çetindir.” (Nisa Suresi 84) Daha önceki ayetlerde Allah, mümin gibi gözüküp cihada gitmemek için bahane uyduran münafıkları ve davranışlarını çok kötüledi. Bunlar herhangi bir haber duyarlarsa onu hemen yayarlardı. Oysa bunu öncelikle Devlet Başkanı olan Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem ve Onun ulul-emr olan yöneticilerine bildirmeliydiler. Devlet de, bunun doğru olup olmadığından emin olacak ve yayınlanıp yayınlanmayacağına dair bir karar alacaktır. Bundan sonra Allah Subhânehû ve Teâlâ, Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in bu tip insanlara aldırış etmemesi, sadece kendini cihadla mükellef kılmasıyla, sorumlu tutmasıyla beraber müminleri teşvik etmesini O’na emretti. Zira Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem İslâm’ı tebliğ etmekle ve uygulamakla mükelleftir. Çünkü nübüvveti ve risaleti taşımayı kabul etti. Bundan geri kalamaz, eğer ondan geri kalırsa pek çetin bir azaba duçar olur. وَاِذۡ اَخَذۡنَا مِنَ النَّبِيّٖنَ مِيۡثَاقَهُمۡ وَمِنۡكَ وَمِنۡ نُّوۡحٍ وَّاِبۡرٰهِيۡمَ وَمُوۡسٰى
الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ(2)Allah’a hamdetmenin meyvesi: Allahu Teala bu sureyi besmeleden sonra, kendisine hamdetmekle başlattı. Bu nedenle Müslüman herhangi bir konudan bahsedecekse en güzel açılış besmele ile Allaha hamd ile olmalıdır. Hamdetmenin manası; övmektir. Kişi hamdetmekle Allah’tan memnun ve razı olduğunu gösterir. Çünkü Allah’ı övmekte, hem de sürekli övmektedir. Nitekim insan bir şeyi veya başka insanı överse bu o şeyden veya o insandan razı ve memnun olduğunu gösterir. Eğer bir insan Allah’tan memnun değilse o kafirdir. Nitekim her zaman zararda ve darda, sevinçte ve üzüntüde Allah’tan memnun kalmak ve razı olmak gerekir. Çünkü O bizi en güzel suretle yarattı, biz O’na aidiz, O’nun mülküne dâhiliz, istemeseydi bizi yaratmazdı. Allah bize her tür nimet verdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem şöyle buyurdu: “Müminin kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır. Onun durumu hep hayırlıdır. Bu ancak müminin durumudur, başkasınınki değildir; eğer ona bir iyilik dokunursa Allah’a teşekkür eder, bununla kendisine sevap yazılır. Kendisine bir zarar dokunursa sabredip (Allah’a hamdeder), bunda da kendisi için sevap yazılır. Müslüman için Allah’ın her takdiri hayırlıdır.” (Müslim, Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi s.208) Kâfir Allah’tan ve O’nun hükmü ve takdirinden memnun kalmadığı için kendisine iyilik dokunursa şımarık ve azgın olur, kendisine zarar dokunursa Allah’a isyan eder ve kızar, kendi kendini üzüntüden parçalar, hatta öldürür. Kâfirler kendi kendilerini över ve yüceltmeye çalışırlar. Bunu her şeyi kendilerinin bildiklerinden, güçlerinden, buluşlarından, becerikli, ilimlerinden ve zekâlarından ileri geldiğini iddia edip kibirlenirler. Âlemlerin rabbi olarak Allah’ı kabul ettik ve O’na inandık. Bu kâinatta her tür ve her cins bir
Çocukların Ebeveyne Karşı Sorumlulukları Kur’an nassları incelendiğinde Allah, anne-babaya itaati meşru çerçevede farz kılmıştır. Hem Kur’an’a göre hem de Peygamber efendimize göre; anne ve baba ile alakayı kesmek, onların kalplerini kırıcı sözler söylemek ya da onları üzecek davranışlarda bulunmak, onlara itaatsizlik sayılır. Bu sebeple de yapılması ve söylenmesi günah olmayan konularda talepleri olduğu vakit, ebeveynin sözünü dinlemek gerekir. İşte kısaca çocukların ebeveynlerine karşı sorumlulukları da bu şekilde izah edilebilir. Anne ve babalar eğer ki çocuklarından günah olan bir şey istemiyorlarsa onların isteklerini yerine getirmek gerekmektedir. İslâm, anneye ve babaya büyük değer vermiştir ve bu sebeple de çocuklardan onlara saygılı olmalarını istemiştir. Allahu Teâlâ şöyle buyurmuştur: وَقَضٰى رَبُّكَ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّٓا اِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَاناًۜ اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَٓا اَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُلْ لَهُمَٓا اُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُلْ لَهُمَا قَوْلاً كَر۪يماً “Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa kendilerine öf bile deme, onları azarlama! İkisine de güzel söz söyle.”[9] Başka bir ayette ise şöyle buyurmaktadır: وَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْناًۜ وَاِنْ جَاهَدَاكَ لِتُشْرِكَ ب۪ي مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَاۜ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ “Biz, insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Eğer onlar, seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak banadır. O zaman size yapmış olduklarınızı haber vereceğim.”[10] Çocukların ebeveyne karşı