Bazen terkedilmiş hissedersin. Şu geniş düzlükte unutulmuş, milyonlar içinde bir başınalığında boğuluyor gibi. Kimseler anlamaz bu suskunlukta ne anlatmak istediğinden. Bakışlarındaki yorgunluğu, sesindeki o hüznü kimse görmez. İşte, o zaman insanın kendi içine yolculuğu başlar.
Parçaları kaybolmuş yapboz gibi artık insanlar. Kiminin ruhu, kiminin beyni ve kiminin kalbi yok. Tüm parçaları tamam bir insan bulursak eğer, ne kadar çok seversek, inanın ona değer.
Ölmek için doğmak. Hayatından bezmiş zavallı bir kemirgen gibi yaşamak kaderimdi sanki. Yaşadığın andan çılgınca zevk almak bana hiç nasip olmayacak mıydı? Neden kendi cenaze törenimi izliyormuş gibi hissediyordum?