Bazen insan bir nesneyi manevi bir değer yükleyerek nesne ile kendi arasında bağ kurar. Mesela ben her anımda bir nesneye bu değeri vermeye çalışırım. Her önemli şeylerde bazen bir kalem olur bazen gittiğim bir kongredeki ikramlardaki bir çubuk, bazen bir kutu, bazen bir kitap, bazen bir defter...
Sanırım anıların benimle maddesel bir yan bırakmasını istiyorum. Bilmiyorum bunun nedenini.
Birçok insan belirli bir olay gerçekleşirse mutlu olacağı yanılgısındadır. Mutluluğun kendilerini bulmasını bekler ve mutluluğa «bir şeyler yaşanarak» ulaşılabileceğini göremezler. Bir şeyler yaşamak, bir şeylerle «birlikte yaşamak» anlamına gelir. Duygular insanın içinde oluşan bağımsız yaşantılar değil, dış dünyayla birlikte yaşarken insanın içinde oluşan olgulardır. Bir insan herhangi bir anda «den hoşlanıyor», «i umut ediyor», «'a kızıyor», «'ye çabalıyor» durumlarından birini yaşar. Bir başka deyişle, yaşantı öznel değil etkileşimseldir, önce dışta bir olay olup, sonradan duygu yaşanmaz. Olay olduğu anda etkileşim de olur. Çünkü olay süregelirken kişinin kendisi de değişikliğe uğramıştır.
Diğer insanların gerçeklerini anlamaya çalışacağımız yerde, onları dünyada yalnızca kendi gerçeklerimiz varmışçasına yargılamak etkin olabilmemizi engeller ve yalnızlığa yol açar