“Vazgeçtim, alkolik ol. Sarhoş hâline bayıldım, Gri Hanım.”
Elleri belimi kavradığında ellerimi boynuna sardım
“Doğal hâlim.”
“Doğal hâlin?” Gözlerini abartılı bir şekilde büyüttü. “Doğal hâlinde olsaydın şu durumda o kadehi kafamda kırmıştın.”
“Hiç de bile.”
“Öyle.”
“Yüklerimden bir geceliğine arındım ve özüme kavuştum diyelim.”
“Özüne bayıldım,” diye mırıldanırken iyice yaklaştı bana. Yüzlerimiz arasında bir karış bile yoktu şimdi. “Belli ki o da bana bayılıyor.”
Gülmeye devam ederken kafamı çevirip ona baktığımda sessizleştiğini ama kahkaha atmasa bile hâlâ gülümsediğini gördüm. Gülümsüyor ve beni izliyordu.
“Ne var?”
Dudaklarını birbirine bastırırken başını iki yana hafifçe salladı.
“Hiç,” dedi kısık bir sesle. “İlk kez böyle güldüğünü gördüm.”
“Komikti.”
“Komik olsa da bana gülmezdin.”
Doğruydu, ona gülmezdim. “Belki bir şeyler değişmiştir.”
"Belki."
Uzun bir sessizliğin ardından Kunter, “Bir gün benden öldüresiye nefret edecek olursan buraya gel. Sarah’a ve sana kendimi anlatmam için bana fırsat tanı, Gri Hanım,” dedi. Bakışlarımı ona çevirdiğimdeyse, “Çünkü bile isteye asla canını yakmam ve eğer seni o raddeye getirecek olursam mutlaka bir açıklamam vardır,” diye ekledi.
“Bu hâlde bile bana laf çarpman yok mu?” Başını iki yana sallarken kemeri taktı. “Sana deli oluyorum.”
“Ben de sana deli oluyorum,” diye hiç gecikmeden karşılık verdiğimde, “Öğrendiğim iyi oldu,” diyerek geri çekildi.
“O anlamda demedim.” Kapıyı kapatırken başını salladı ama hiç de inanmış gibi görünmüyordu. Camı indirip, “O anlamda demedim!” diye bağırdım arkasından.