Ne zaman bu genç kadının zeki ve farklı olduğunu düşünse bizzat kadının kendisi bu efsaneyi yerle bir ediyordu. İnsanın düşünce denizinde ara suda durur gibi kalması ne kadar zordu. İlla sabitler arıyordu. İlla kendi hareket ve düşünce alanını sınırlıyordu. Bunu da en çok tanrılarla ve dinlerle yapıyordu. Filozof dinlerin düşünceleri sabitleyen çapalar olduğunu düşündü. Ah bütün insanlık pek ahmaktı.
Ağlamaktan başka çaresi yoktu. Kısa kısa soluklar alıp hıçkırdı. Ağlayarak gürültü yapmaktan da korkuyordu. Yeni bir iftiraya uğramaktan, tekrar cezalandırılmaktan, dayak yemekten, acıkmaktan, susamaktan... İyi şeyler olduğuna inanmaktan, her şeyden korkuyordu..
Neslihan ağlamak üzereydi; uzun zamandır iyiliğe hiç denk gelmemişti. İyilik kıtlığındakilerin, iyiliğin ufacık bir kırıntısına temas ettiklerinde verdikleri en yaygın tepki ağlamaktır.