En kötüsü de bu ya! Hayat doğru cevapları olmayan bir sınav gibi. Her şeyi en baştan yapacak olsaydım, sanırım yine aynı şeyi ve aynı hataları yapardım. Geçen gün iyi bir roman konusu düşünüyordum. Keşke yazabilseydim! Şunu düşünün: Tatminsiz bir hayat sürmüş, orta yaşlı bir adama bir cin gelip eski hayatını hiç unutmadan, hayatını baştan yaşama şansı veriyor. Tabii adam hemen bu fırsatın üzerine atlıyor. Fakat hayret ve dehşetle bire bir aynı hayatı yaşadığını fark ediyor; yine aynı seçimleri ve aynı hataları yapıyor, aynı yanlış hedefler ve tanrıların peşinden gidiyor.
Hayatımın akışını düşündüğümde aldatılmış ve tuzağa düşürülmüş gibi hissediyorum, sanki biri bana ilahi bir şaka yapmış, sanki hayatımı yanlış bir melodiyle dans ederek geçirmişim gibi...
Nietzsche vaazına devam etti. "Tanrısızlığın özgürlüğünün verdiği heyecan ve zevki yaşamayı seçenlerdenseniz kendinizi en büyük acılara hazırlamalısınız. Bunların hepsi birbirine bağlı, ayrı ayrı tecrübe edilemezler! Daha az acı istiyorsanız stoacıların yaptığı gibi küçülmeli ve daha yüksek zevklerden vazgeçmelisiniz."
"Üreme dürtüsüyle ilgili söyledikleriniz konusunda size şunu sorayım: "-Nietzsche parmağıyla havayı üçe bölercesine bir işaret yaptı-" Çoğalmadan önce yaratmamız ve olmamız gerekli değil mi sizce? Hayata karşı sorumluluğumuz daha yüksek olanı yaratmaktır, daha düşük olanı çoğaltmak değil. Ve eğer şehvet yolumuza çıkarsa bu yolda onu yenmeliyiz."