Yakup Turgut

Yakup Turgut
@Jackob
10/10
·356 syf.··
2021 2. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2021 00:03
Kitap, bir hükümetin sahip olabileceği en uç totaliter bir toplumu tasvir ediyor. Eserde bir hükümetin insanların hayatının her yönünü izlediği ve kontrol ettiği bir durum tasvir ediliyor. Hükümetin toplumu, psikolojik manipülasyon, fiziksel kontrol, bilgi ve geçmişin/tarihin kontrolü ve teknolojinin kontrolü ile baskılamaya çalıştığı görülmekte. Eser içerisinde konu Winston baş karakterinin gözünden okuyucuya aktarılmakta. Bir kahraman olarak Winston, özellikle yetenekli, karizmatik veya güçlü değildir. Bununla birlikte, felsefi ve entelektüel bakış açısı nedeniyle etrafındakilerden farklıdır. Öykü boyunca belirleyici özelliği, hükümete/partiye karşı artan direnişidir. Amacı, içerideki hayatını hükümete/partiye teslim etmeye direnmek ve kişisel özerklik duygusunu sürdürmektir. Winston'ı bir kahraman olarak alışılmadık kılan şey, kendi itirafıyla, hedeflerinin baştan başarısızlığa mahkum olduğunu kabul etmesidir. Onun umudu toplumu dönüştürmek ya da hükümeti devirmek değil, daha çok yakalanmadan elinden geldiğince uzun süre direnmektir. Romanın bir bölümünde hedefinde başarılıdır, ancak kararlarının cezası son derece acımasızdır ve sonunda partinin manipülasyonlarına yenik düşer ve kimlik duygusunu kaybeder. Bir okuyucu olarak kitaptan aldığım mesaj şu oldu: Totaliter rejimlere karşı çıkılmazsa, kitapta anlatılan dünyanın bazı varyasyonları ile toplumların karşılaşması çok uzak gözükmemekte...
1984George Orwell · İletişim Yayınları · 2021199,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·259 syf.··
2021 1. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2021 00:36
Kitap Sabahattin Eyüpoğlu'nun yazdığı denemelerinin derlendiği bir eser. Yazar eserinde çok çeşitli konulardaki görüşlerini eleştirel bir dille dile getirmektedir. 1 Eserde incelenen konular: Halk kavramı, gelişen Türkiye, düşünce özgürlüğü, demokrasiye güven, halka güven, halk oyunları, politika, bilim, aşk, merhamet, din , dil din ve bilim, laiklik, softalık, gelenekler, batı-doğu, çocuk-ana-baba ilişkileri, kuşku, iş ve eğitim, devlet ve sanat, köy enstitüleri, eğitim vb. Yazar bu konuları 1940-1960 Türkiye konjonktüründe ele almıştır. Yazarın bu konular hakkındaki değerlendirmelerinden dikkatimi çekenlerden bazıları aşağıdaki gibi: Halk kavramı üstüne: Düşmanlık başkasına üstten bakmakla başlar. Halkın dostu kendi tuttuğunu halkın da tutacağına inanandır. En çirkin yalan çocuğa ve halka söylenen yalandır. Çünkü ikisi de kolay kanar. Atatürk ve halk: Halkı karanlıkta, baştakileri de alacakaranlıkta tutan eski kültürün festen beter sembolü olan Arap yazısını bırakıp, halkın daha kolay aydınlanmasını, başka halklarla daha kolay anlaşmasını sağlayacak Latin harflerini, okuma yazma bilen birkaç yüz bin kişiyle halk adına, insanlık adına zorla Kabul ettirilmesi. Bu devrime karşı koyanlar arasında halkın yararından çok kendi çıkarını düşünmeyen bir tek kişi bulamazsınız. Halka güven: Batı kültürü Hacivat’a karşı Karagöz’ü tutmuş kültür diye tanımlanabilir. Diyeceksiniz ki şu benim kullandığım tanımlamak terimi de Karagöz’ü huylandırabilir. Doğrudur. Ama ben bu terimi niçin kullandığımı Karagöz’e anlatabilirim de Hacivat’a anlatamam. Bütün mesele burada. Hacivat donmuş bir kültürün adamıdır. Karagöz’se bütün bilgisizliğine karşın, söz dinler, anladığı kadarını söyler, aklı yatıncaya kadar ne demek istediğini sora ve Hacivat’ın dolaplarına düşmek pahasına da olsa,
Mavi ve KaraSabahattin Eyüboğlu · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 1999185 okunma
9/10
·176 syf.··
2020 3. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2020 02:44
Kitap farklı yönetim biçimlerinin, hangi koşullarda faydalı/zararlı olabileceğini örneklerle açıklamakta. Öte yandan kitap yönetim felsefesiyle ilgili temel kavramları net bir biçimde açıklayarak, okuyucunun kafasında, daha önce duyduğu ama aralarındaki farkları tam olarak ifade etmemizin zor olduğu kavramları açıklamakta. Bunlardan birkaçı: Tiran: Adaleti ve yasaları hiçe sayan zorba kral Despot: Egemen gücü zorla ele geçiren kişi. Kitap roman kafasında okunacak bir eser değil, okurken bir ders kitabı okuyormuş hissi yaşayabilirsiniz. Ama en nihayetinde Fransız ihtilaline öncülük eden fikirlerin sahibi yazarın, bu eseri, yönetim felsefesine ilgi duyulmasa dahi temel yönetimsel terimler hakkında fikir edinmek için okunabilir.
Toplum SözleşmesiJean-Jacques Rousseau · Litera Yayıncılık · 201817,9bin okunma
6/10
·416 syf.··
2020 2. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2020 23:23
Okuması, zaman zaman eğlenceli, fakat birçok noktada aynı şeylerin gereksiz tekrara girmesi nedeniyle okuru sıkan ve yoran bir üsluba sahip olduğu söylenebilir. Yazarın bu kitabı ile okura vermek istediği temel mesaj (öğreti): İnsanlar çevresinde meydana gelen durumların ve olguların birer sonucu değil, tam aksine sebepleridir. Yazar bu mesajını iletirken iddalı ve süslü ifadeler ile okurun algısını yönetmeye çalıştığı görülmekte. Bu cümlelerden bazıları aşağıdaki gibi olup, kitap içerisinden defalarca kez tekrar edilerek, yazarın temel mesajı canlı tutulmaya çalışılmıştır: 1 .‘the world is such, because you are such’ 2. ‘states are events’ 3. ‘vision and reality are one and the same thing’ 4. The slightest change in your being moves mountains in the world of events. Bu ifadelerden birincisi, yazarın 416 sayfa boyunca okuyucuya empoze etmeye çalıştığı temel düşünceyi çok net yansıtmaktadır. Kitap özünde, kişisel farkındalığı zayıf, hayatta birşeyleri anlamlandırmakta zorlanan bir öğrenici karakterin, “Dreamer” isimli, bir öğretici karakterle gerçekleştirdiği sohbetler ve olaylar doğrultusunda yaşadığı değişime okuyucu şahit eden bir serüven, belki de bu, kitabı diğer kişisel gelişim kitaplarından farklı kılan yanı. Sizler de, hayatı sorguladığınız, farklı bakış açılarına ihtiyaç duyduğunuz bir döneminizdeyseniz bu kitap size iyi gelebilir.
1000Kitap
Tanrılar OkuluStefano D'Anna · Goa Basım Yayin · 20095,6bin okunma
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2020 04:06
Yazarın Eserlerinde kullanılan dil ziyadesiyle imgesel bir özelliğe sahip. Betimlemelerden fazlasıyla yararlanan yazar telâffuzu benzeşen sözcüklerle sık sık kelime oyunları yapıyor. Cümle kurulumunda kurallı cümleler yerine devrik cümleler kurmaya daha çok önem vermekle kalmayıp tek kelimelik cümleler kuruyor. Anlatım dilini farklı tekniklerle kuvvetlendiren yazar böylelikle anlattıklarının gücünü ve etkisini çoğaltıyor. Bora Abdo, bize hiç görmediğimiz, farkında olmadığımız detayların, -daha anlamlı bir söyleyişle- hayatın içinden sesleniyor. Durum öykücülüğünün belirli bir kurgusallık taşımayan muğlaklığı okuyucuyu en çok cezbeden yanıdır. Okuyucu okurken bir yandan anlatılanın fotoğrafını zihniyle çekerken bir yandan da kendince farklı bir çıkarsamada bulunabilir. Ya da yazarın yaptığı gibi, durumun olduğu hâliyle fotoğrafını çeker ve gider. Buradaki özgürlüğün tarifini okuyucu içinde yazar için de yapmak zor. Eserde geçen öykülere dikkatlice baktığımızda İstanbul’un farklı semtlerinde yaşanan/gözlemlenen durumlar yalın hâliyle anlatılıyor. Öykülerdeki bu yalınlık bir anlamda bütüncül yaklaşımın olmadığını düşündürürken diğer yandan da aslında, hayatın, aynı yalınlık ve bir bütününün birbirine bağlı ama ayrık parçalarından oluştuğunu ortaya koyuyor. Bu yanıyla hayatın gerçekliğini daha içten ve sahici anlatıyor diyebiliriz. Şehrin kasvetli havasını soluyorsunuz öyküleri okudukça. İstanbul’daki farklı yaşam şekil ve anlayışlarına sahip insanları görmek mümkün. Eserde kullanılan dilin karamsar bir dil olduğunu söylemek mümkünse de tuhaf bir ümidi de içinde barındırıyor. Her an bir şey olacakmış ve bu hem tahrik hem de rahatsız edici karamsarlık dağılacakmış gibi hissediyorsunuz. Burada fark edilen detay ise, hayatın içinde olanlar tam da burada anlatılara benzediği.
Edebiyat
Öteki Kışın KitabıBora Abdo · Doğan Kitap · 201671 okunma