Tüm dinlerin, insan varoluşu konusunda buluştuklan ortak
nokta, insanın temel bir "huzursuzluğunun" olduğu ve yüksek
değerlerle temas kurarak bu huzursuzluğunu aşmaya çalıştığıdır.
Bizim bireysellik dediğimiz şey, evrensel bilincin bütünselliği önüne tesadüfen çıkan bir engeldir. Engin bir deniz gibi olan bu evrensel bilincin içine akıllarımız, akarsuların ana denize ulaşması gibi ulaşır.
Düşünce ırmağının yüzeyi çer çöp taşır ... Bazısı hoş, bazısı
nahoş, su üstündeki tohum kabukları, görünmez bahçenin
meyvelerinden düşmüş. Gel bahçenin ardındaki çekirdeklere
bak, çünkü su, bu bahçeden kaynaklanır. Hayat ırmağının
akışını görmüyorsan, gel bari düşünce ırmağında dalgalanan
yosunlan gör.
Sayfa 51 - (Hz. Mevlılna, Cevahir-i Mesnt:1iyye, cilt 2, s. 651, çev. Ş. C.)
Bizim uyanık bir haldeyken yaşadığımız bilincimiz, bilinç denilen bütünün sadece bir yüzüdür. İncecik bir zar arkasında bu bilinç, tamamen farklı başka bilinçlerle sınır halindedir. Bir ömür boyu, bu farklı bilinç hallerinin varlığından habersiz yaşayabiliriz. Ama gerekli uyaran sağlandığında, bir çırpıda tüm bütünsellikleri ile onlarla temas kurabiliriz.