Şehrâzâd

Başkasını gözetleyebiliyor, kendimizi gizleyebiliyorsak, o zaman biz belli bir noktaya yoğunlaşmış, düşman ise bölünmüş olur. Biz bir, duşman on parça olursa onların bir parçasına on misliyle saldırabiliriz. Böylece bız çoğunlukta, duşman azınlıkta kalır. Bizim neresine saldıracağımızı, neresini koruması gerektiğini bilemez. Duşmanın koruması gereken noktalar çoğalınca, saldıracağımız yerlerdeki düşman sayısı da azalmış olur. O nedenle düşman cephesını korusa gerisi zayıf düşer, gerisini korusa cephesi zayıflar, solunu korusa sağı zayıflar, sağını korusa solu zayıflar, her tarafını korusa her tarafı zayıflar. Sayısını azaltan olası saldırılara karşı savunmaya geçendir; sayısını çoğaltan karşısındakının savunmaya geçmesini sağlayandır.
Reklam
Savaşı kazandıktan sonra herkesin "iyi" demesi de iyinin iyisi değildir. O nedenle sonbahar tüyünü koparmak için fazla güce gerek yoktur, ayı ve güneşi görenin gözü keskin demek değildir, gök gürlemesini duyanın kulağı iyi duyuyor demek değildir.
Baş edilemezlik kendimize, baş edilebilirlik düşmana bağlıdır.
Karşısındakini ve kendini bilen hiçbir savaşta tehlikeye düşmez; karşısındakini bilmeyen, sadece kendini bilen bir kazanır, bir kaybeder; karşısındakini de, kendini de bilmeyen her savaşta mutlaka tehlikeye düşer.
Savaşın getireceği zararı bilmeyen kişiler, savaşın getireceği yararı da bilemezler.
Reklam