Bu kitap büyük bir aşkın hikayesi falan değil bilakis hiç gerçekleşmeyen aşkın -adına aşk bile denmeyecek bir durum halinin- hikayesi. Catherine ve Heatchliff çocukluklarından itibaren birbiriyle yetişmiş olan iki arkadaşlar. Catherinenin babası Mr. Earnshaw Heatchliffi sokakta ölmek üzereyken buluyor, evine alıyor ve ona babalık yapıyor. Onu diğer çocuklarından daha çok el üstünde tutuyor, kendisi ölünce de Catherinenin ağabeyi evin reisi oluyor, Heatchliffi ayak işlerine veriyor ve hor görüyor, dövüyor, dışlıyor. Heatchliff’in Catherine ile olan ilişkisi ise hâlâ aynı hiçbir değişiklik yok ve çocukluktan başlamış bir aşk olmadığı gibi sonrasında gelişen bir aşk ilişkisi dahi yok, kitabı okurken bu ikilinin diyalogları git gide azaldı, ve Heatchliff Tepeleri terketti, birkaç yıl sonrasında Heatchliff birden ortaya çıktı, kısmen 2-3 bölüm bu arkadaşlığı tekrar okumamız ardından Catherine öldü ve burada bitti bu ilişki. Kitabın yarısında biten bir ilişkinin -ki ortada ilişki bile yok- bu kadar dallanıp budaklanıp heryerde servis edilmesini anlayamamış bulundum, çocukken birbiriyle çok iyi vakit geçirmiş iki arkadaştan öte olmadılar onlar. Kitap bu olayın özelinde bakılmazsa gerçekten çok güzeldi ben Viktorya dönemi romanlarını okumayı çok severim ve bu kitabı çok beğendim. Heatchliff’in bu kadar hırs yapıp bu intikam alma hevesinin faturasını onu ölümden kurtaran insanın çocuklarına hatta o insanın torununlarına kesmesini anlamsız buldum ve ondan âdeta nefret ettim, kitabın son kısmında asla ona acımadım ve kendi kafasında kurduğu saçmalıklarına dayanamadım. Nelly’i çok sevdim gerçekten ondan daha iyi bir anlatıcı düşünemezdim iyi ki kitabımızın anlatıcısı o olmuş, gerek herşeye hakim olması gerek yer yer verdiği tepkiler çok sempatik ve çok doğaldı. Kitap çok akıcı,