"Bence arkadaşlığın bütün numarası, senden daha iyi insanlar bulmak; daha akıllı, daha karizmatik değil, daha sevgi dolu, cömert ve bağışlayıcı insanlar bulup onlara sana öğretebileceklerinden ötürü saygı duymak, senin hakkında ne kadar iyi veya kötü şeyler söylerse söylesinler kulak vermek, bir de onlara güvenmek, ki en zoru budur. Ama en güzelidir de."
Kimsenin dile getirmediği bir şey daha var oysa. Çocuğunu kaybettiğinde içinde küçücük fakat yok sayılamaz bir parça, rahatlama da hissediyor. Korkuyla beklediğin, çocuğun olduğu günden beri hazırlandığın o an gelip çatıyor çünkü.
Ah, diyorsun kendine, işte geldi. Burada.
Bundan sonra da korkacak hiçbir şeyin kalmıyor.
Bir gün, onun bana göre olduğunu ne zaman anladığımı sordun, ben de hep biliyordum dedim. Ama doğru değildi bu, daha ağzımdan çıkarken biliyordum; söyledim çünkü kulağıma hoş geldi, bir roman veya film karakterinin diyeceği gibi bir laftı, üstelik ikimiz de alabildiğine bezgin ve çaresizdik, bir de böyle söylersem karşımızdaki duruma, bel ki engelleyebileceğimiz belki engelleyemeyeceğimiz ama her halükarda engel olmadığımız duruma karşı hislerimizi düzeltirdi.