Zavallı dostum, batmışsın sen, boğazına kadar batmışsın batağa, gidiyorsun. Biçare işinden başka hiçbir şey düşünemez, konuşamaz, duyamaz olmuş. Ama böylesinin yolu açıktır, yakında büyük işler başarır, en yüksek mevkilere yükselir... Bizde buna meslek sahibi olmak diyorlar. Bunun için zekaya, iradeye, ruha gerek yok; bütün bunlar lüks. Bu adamın hayatı böyle geçip gidecek ve ruhunun bir çok yanı hiçbir zaman açılmayacak... On ikiden beşe kadar dairede iş, sekizden on ikiye kadar da evde, vah zavallı!
Unutulmuş gibiyim ben. Ve insan
Bir bakıma unutulmuş gibidir
Bilmem ki, nasıl anlatmalı, yalnız bile değilim
Belki de yalnızlıktan
Daha fazla bir şey bu
Unuttum ben kendimi de Stepan.
"Sevdiklerimiz azalıyor, bizi sevenler azalıyor, sevilesi insan azalıyor, şiir azalıyor yaşamımızdan. O zaman işte bütün renkler sarıya kesiyor. Ta Umutsuzlar Parkı'ndan, Düşlüyor Ölümünü Ruhi Bey'e iki dize akıyor:
"Ben ki bir ölüyü beklemekle geçirdim geceyi
Bir ölüyü ve ölünün bütün inceliklerini."
Yok, yok! Ölenle ölünüyor. Eksik, yarım raconsuz ölünüyor ama, her sevgili ölüyle birazdan fazla, epeyice ölünüyor. Mendiller de kan sesleri." (Füsun Akatlı)
Ilık ılık sevdiğim, zamansız gittiğim, dünyaya sustuğum, içime attığım!
Burada çoktan durdu, oralarda dönüyor mu dünya? Burnunun direği sızlıyor mu adım geçince?
Sızlamasın!
Dünya iyi bir yer değildi. İçimi yalnız sana açtım. Bir iplik gibi yalnız sana çözüldüm.
Adını sevdiğim!