tuba a.

Rezil, rezil, rezil bir kitap
1/10
·448 syf.··
2025 21. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 00:00
Arka kapak yazısından; "Kolera Günlerinde Aşk, terk edilmiş bir sevgilinin, yeniyetmelik yıllarından başlayıp yaşlılığın alacakaranlığına dek süren yarım yüzyıllık aşkının öyküsü." Bu yarım yüzyıl boyunca adamın 600 küsür kadınla yatması başta tuhaf dursa da, yaptığı şeyler arasında en erdemli hareketi sayılabilir. Tabii bununla beraber sözde sevdiği kadını nasıl durmadan mektuplarla taciz ettiğini de görüyoruz. Sanki yazar bize, bir kadına durmadan bıkmadan ısrar ederseniz (ki bunun sapıklık derecesine varması önemli değil) "her" kadın ikna olur diyor. Ailesi tarafından ona emanet edilen, kitapta henüz çocuk olduğu çok açık bir şekilde belirtilen kızı kandıran ve onunla iki yıl boyunca birlikte olan 70 yaşında bir pedefoli karakter kendisi. Ayrıca tecavüzcü. Evinde çalışan hizmetçi kadına, onun izni olmadan saldırdığını, hamile bıraktığını, ona bir ev alarak tüm sorumluluklarından kaçtığını da kitapta okuyoruz. Kitapta yan karakter olan; sözde kitabın akıllı, zeki, güçlü, kariyer sahibi kadını ise, yüzünü bile görmediği ama kendisine tecavüz eden bir adama aşık olduğu için yıllarca tecavüzcüsünü arıyor. (Can yayınları, sayfa 328) Bu sapkınlıklarla dolu, kadın varlığını sadece cinselliğe indirgeyen, tecavüz güzellemesi yapan kitabı; aşk hikayesi diye yutturmak tamamen delilik.
Kolera Günlerinde AşkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202011,3bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kadın Olmanın Ağırlığı: Sıfır Noktasındaki Kadın
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2025 20:02
Nawal El Saadawi’nin Sıfır Noktasındaki Kadın kitabı, okuyucusunu derinden sarsan, unutulması zor bir eser. Gerçek bir hikâyeye dayanıyor ve işte bu yüzden anlatılanlar sadece bir romanın kurgusal gerçekliği değil, dünyanın dört bir yanında kadınların yaşadığı ortak bir kaderi de temsil ediyor. Kitabın başkahramanı Firdevs, erkek egemen dünyada ezilmiş, istismar edilmiş ve sömürülmüş bir kadın. Çocuk yaşta tacize uğruyor, evlendiriliyor, şiddet görüyor. Kaçış yolu bulduğunda ise bir fahişe olarak yaşamaya başlıyor ama bu, onun için bir teslimiyet değil. Erkeklerin kadına yalnızca sahip olunacak bir meta gözüyle baktığı bir dünyada, Firdevs kendi değerini belirleyerek hayatta kalmaya çalışıyor. Ancak saygıyı hak etmenin yolu “erdem” değil, parayla ölçülüyor. Ama paranın sağladığı güç, her zaman özgürlük getirmiyor. Firdevs, kadınların ne kadar para kazanırsa kazansın, toplumun gözünde hâlâ "kadın" olarak görüldüğünü ve bunun daima bir zayıflık anlamına geldiğini fark ediyor. Erkekler onu satın almak, yönlendirmek, yönetmek istiyor. Ona parayla saygı gösterirken, en ufak bir meydan okumada tekrar ezmeye çalışıyorlar. Ancak Firdevs, boyun eğmemeye karar verdiğinde, onun için bambaşka bir yol çiziliyor. El Saadawi, Firdevs’in hikâyesini en çarpıcı ve yalın haliyle anlatıyor. Bir kadının bedeninin üzerinde nasıl pazarlık yapıldığını, parası olanın her şeye hakkı olduğunu sanan erkeklerin yüzsüzlüğünü gözler önüne seriyor. Kitap boyunca Firdevs’in çaresizliğiyle birlikte yükselen öfkesi de hissediliyor. O, mağdur rolünü kabul eden biri değil; sistemin iki yüzlülüğünü fark eden ve ona karşı duran biri. Bu kitap, sadece bir kadının trajik hikâyesi değil, toplumun kadınları nasıl şekillendirdiğini ve susturduğunu gösteren bir manifesto gibi. Firdevs’in hikâyesini okudukça
1000Kitap
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,4bin okunma
9/10
·105 syf.··
Beğendi
·
2024 38. kitabı
Roman; sade ama derin bir anlatımla, insanın doğayla ve toplumla olan mücadelesini anlatıyor. Çin'in kırsal kesimlerinde geçen hikaye, şiddetli bir kuraklıkla karşı karşıya kalan yaşlı bir adam ve kör köpeğinin hayatta kalma çabalarını konu alıyor. Yazar, bu hikaye aracılığıyla insan direncinin ve umudunun yanı sıra, toplumsal çürümeyi ve hükümetin eksikliklerini de gösteriyor. Romanın merkezinde yer alan kuraklık, sadece fiziksel bir felaket değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik zorlukların bir sembolü. Yaşlı adamın fideyi hayatta tutmak konusundaki inatçı çabası, zorluklar karşısında insanın vazgeçmeyen iradesini temsil ediyor. Ancak, bu hayatta kalma mücadelesi, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın zayıflığını ve bireylerin zor koşullar altında yalnız bırakılmasını da yansıtıyor. Çünkü kuraklık ve yoksulluğun yaşandığı köyde ne devletin var olduğu hissedilmekte, ne de tüm köy göç ederken ihtiyarın köyde yalnız kalmasına izin vermeyen bir topluluktan söz edilmekte. Yan Lianke, doğayı insanın en büyük düşmanı olarak tasvir ederken, aynı zamanda bu düşmanlığın toplumsal ve politik bir eleştiriyi de barındırdığını ima ediyor. Doğa, burada yalnızca bireysel bir mücadelenin sahnesi değil, aynı zamanda devletin kırsal bölgelerde yaşayan insanları nasıl ihmal ettiğinin bir yansıması olarak da görülüyor. Yaşlı adamın doğayla olan mücadelesi, aynı zamanda toplumsal koşulların baskısı altında ezilen sıradan insanların direnişinin bir simgesi olarak okunabilir. İhtiyar'ın sadık yoldaşı olan kör köpek, sadakatin ve çaresizliğin bir simgesi olarak hikayenin en can alıcı ve dokunaklı yanını oluşturuyor bence. "Günler, Aylar, Yıllar", toplumsal ve politik eleştirilerle bezeli olmakla birlikte, en çok insan doğasının dayanıklılığı ve umudu üzerinde duruyor. Yan Lianke,
Edebiyat
Günler Aylar YıllarYan Lianke · Jaguar Kitap · 20206,9bin okunma
7/10
·264 syf.··
2022 37. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2022 00:00
Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem'in 1898 yılında basılan, Türk edebiyatının ilk realist roman örneği olarak kabul edilen eseridir. Kitabın baş kahramanı Bihruz Bey, batı özentisi, Fransız hayranı, miras yedi bir gençtir. Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi, bu karakter arabalara pek bir düşkün, giydiklerine dikkat eden, dış görünüşüne çok fazla önem veren biridir. Hem sahip olduğu maddi imkanlar hem de görünüşü sebebiyle, kendini pek bir beğenir, çevresindeki insanlardan üstün görür. Bu üstünlüğünü de, insanlara sürekli göstermek ister. Hatta bu istek öyle büyük bir boyuttadır ki, kitapta şöyle bir cümle geçiyor; "Bihruz Bey her nereye gitse, her nerede bulunsa amacı görünmekle beraber görmek değil, yalnızca görünmektir." Bihruz Bey, tam anlamıyla bir "yanlış batılaşma" tiplemesidir. Uzaktan bakıldığında entelektüel, kibar, zeki biri olarak görünse de, çocukluğunda sık sık seyahat ettikleri için düzenli bir eğitim alamamış, kaba, egoist ve oldukça saf biridir. Hatta bu saflığı öyle bir boyuttadır ki, kendisine söylenen her yalana inanan, kitaptaki çoğu karakter tarafından kandırılıp, dolandırılan biridir Bihruz Bey. Tüm bunların yanında, bir de edebiyata meraklıdır karakterimiz. Özellikle de aşk temalı Fransız roman ve şiirlerine. Hatta bu ilgi o kadar büyüktür ki, kitaplarda okuduğu aşkı, hayatının merkezine koyar. Tesadüfen gördüğü bir kadına ilk görüşte vurulur, aralarında sadece birkaç cümleden öteye geçmeyen bir konuşma geçer. Kitap boyunca ise bu kadını sadece birkaç defa görür, buna rağmen, hatta bu yüzden kadını kafasında ilahlaştırır, gerçeklikle hayal alemi arasında mekik dokuyarak daha derin bir aşk hissetmeye başlar. Okuduğu şeylerle de aşkını güçlendirir. Ama aslında hissettiği şey aşk değildir. Aşık olduğunu zanettiği bu kadında ilgisini çeken
Edebiyat
Araba SevdasıRecaizade Mahmut Ekrem · Can Yayınları · 202030,9bin okunma
İki Şehrin Hikayesi
10/10
·508 syf.··
Beğendi
·
2022 14. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2022 00:00
İki Şehrin Hikâyesi, Charles Dickens'ın 1859 yılında gazetelerde yayınlanmak üzere yazdığı, konusu Fransız Devrimi esnasında ve öncesinde Paris ve Londra'da geçen romandır. 200 milyonun üzerindeki satışı ile tüm zamanların en meşhur edebiyat eserleri arasındadır. Ve yine buna paralel olarak en çok yarım bırakılan kitaplardan biridir. Kitabı daha iyi anlamak ve olayları daha kolay takip edebilmek için, öncesinde Fransız İhtilali'nin ana hatlarını okumak yardımcı olacaktır. Bu nedenle kitaba yeni başlayacaklar için hem yazarın hem de kitabın geçtiği dönemi kısa bir araştırma yaparak okumalarını tavsiye ederim. Kitabı temel olarak üç bölüme ayırmak mümkün. İş bankası yayınlarında da eser bölümleri "birinci, ikinci ve üçüncü kitap" olarak ayrılmış durumda. İlk kitap yani ilk bölüm, o meşhur cümle ile başlıyor; "Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgelik çağıydı, hem aptallık; hem inancın devriydi, hem şüpheciliğin; hem aydınlık hem karanlık bir mevsimdi; umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu; hepimiz ya doğruca Cennet’e gidecektik ya da tam aksi istikamete...” Tüm kitabın, bu tek cümlede anlatıldığını söylemek mümkün. Ana karakterlerden biri olan Lorry'nin çıktığı kısa yolculuğu anlatan ilk bölümde kitabın önemli diğer karakterlerini de görüyor ve dönem hakkında az da olsa fikir sahibi olmaya başlıyoruz. Bu bölümde Lorry'nin seyahat ederken Mr. Manette ile yapacağı konuşmanın hayalini kurması, bana göre kitabın en can alıcı kısımlarından biriydi. Yine aynı şekilde; Mr. Manette ile Lucie'nın ilk karşılaştıkları an kitap için önemli bir diğer kısımdı. Diğer ikisine göre oldukça kısa olan bu bölüm 60 sayfa kadar sürüyor ve tıpkı giriş kısmı gibi etkileyici bir cümleyle bitiyor; " 'Hayata
Edebiyat
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202376,6bin okunma