Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem'in 1898 yılında basılan, Türk edebiyatının ilk realist roman örneği olarak kabul edilen eseridir.
Kitabın baş kahramanı Bihruz Bey, batı özentisi, Fransız hayranı, miras yedi bir gençtir. Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi, bu karakter arabalara pek bir düşkün, giydiklerine dikkat eden, dış görünüşüne çok fazla önem veren biridir. Hem sahip olduğu maddi imkanlar hem de görünüşü sebebiyle, kendini pek bir beğenir, çevresindeki insanlardan üstün görür. Bu üstünlüğünü de, insanlara sürekli göstermek ister. Hatta bu istek öyle büyük bir boyuttadır ki, kitapta şöyle bir cümle geçiyor;
"Bihruz Bey her nereye gitse, her nerede bulunsa amacı görünmekle beraber görmek değil, yalnızca görünmektir."
Bihruz Bey, tam anlamıyla bir "yanlış batılaşma" tiplemesidir. Uzaktan bakıldığında entelektüel, kibar, zeki biri olarak görünse de, çocukluğunda sık sık seyahat ettikleri için düzenli bir eğitim alamamış, kaba, egoist ve oldukça saf biridir. Hatta bu saflığı öyle bir boyuttadır ki, kendisine söylenen her yalana inanan, kitaptaki çoğu karakter tarafından kandırılıp, dolandırılan biridir Bihruz Bey.
Tüm bunların yanında, bir de edebiyata meraklıdır karakterimiz. Özellikle de aşk temalı Fransız roman ve şiirlerine. Hatta bu ilgi o kadar büyüktür ki, kitaplarda okuduğu aşkı, hayatının merkezine koyar. Tesadüfen gördüğü bir kadına ilk görüşte vurulur, aralarında sadece birkaç cümleden öteye geçmeyen bir konuşma geçer. Kitap boyunca ise bu kadını sadece birkaç defa görür, buna rağmen, hatta bu yüzden kadını kafasında ilahlaştırır, gerçeklikle hayal alemi arasında mekik dokuyarak daha derin bir aşk hissetmeye başlar. Okuduğu şeylerle de aşkını güçlendirir. Ama aslında hissettiği şey aşk değildir. Aşık olduğunu zanettiği bu kadında ilgisini çeken