“Benim durumum biraz karışık burada. Yerim belli değil; okuyucuyla yazar arasında bir noktada çırpınıp duruyorum. Durumumun aydınlanması için Asliye Hukuk Mahkemesine başvurmayı düşünüyorum. Bana tanıklık eder misiniz Esat Ağabey?’
Kitaplarla yaşamanın dışında hiçbir ilgisi kalmamış gibiydi. ‘Romancılar için bulunmaz bir okuyucuyum Esat Ağabey,’ derdi. ‘Birinci sınıf okuyucu; hayır, daha ileri: lüks okuyucu.
“Can sıkıntılarını da sizinle yaşar mıydı?” diye sordu Aysel’e bakarak. “Bazı günler çabuk tükenirdi, ne yapacağını bilemezdi. Böyle zamanlarda hemen yatağa uzanır ve hiç kıpırdamadan uzun süre yatardı. Cansıkıntısını sessizce yaşardı benimle. Bir yandan da dinlenirdi. ‘Cansıkıntısıyla dinleniyorum ancak,’ derdi. ‘Sıkılırken dinlendiğimi anlamıyorum. İçimin yeni heyecanlar için dolduğunu hissetmiyorum. Fakat, bilmeden yeni yaşantılara hazırlıyorum kendimi. İçimde bir Selim ölürken kalan bütün gücüyle yeni bir Selim yaratıyor.’