Hepimiz etkin hatta mutlu olarak çalışalım istiyorum, hepsi bu. Doğrusu, biraz daha az çalışmanız gerektiğini düşünüyor da olabilirim. Gerçekten çalıştığınız saatleriniz daha anlamlı geçsin. Ara verin. Parayı kafaya takmamaya çalışın. Başarıyla kafayı bozmayın. Dinlenin. Sevdiğiniz başka şeylerle ilgilenin. İşi, hayatınızın odak noktasının biraz uzağına götürüp bırakın. Paradoksal olacak ama böyle yaparak daha fazla iş halledeceğinize ve yularları gevşettiğiniz için giderek kendinize daha iyi hissedeceğinize neredeyse yüzde yüz eminim.
Matt Haig sevdiğim yazarlardandır. Onun daha önce Gece Yarısı Kütüphanesi kitabını da okudum o kitabı biraz Interstellar’a benzetmiştim. Bu kitap da çok güzeldi.. yazarın kelimelerle adeta dans etmesi beni içine çekti. Bu kitap bana göre insan olmanın ne demek olduğunu çok güzel anlatıyor. Duygular, çelişkiler, hatalar, denemeler… hepsi var içinde. Okurken hüzün, sinir, stres, mutluluk gibi birçok duygudan geçiyorsunuz..Ama en çok da sevgiye yoğunlaşmış yazarımız çünkü sevgi hem insanı insan yapan bişey hem de tüm hatalara rağmen yeniden başlama gücü veriyor. Kısacası kitap bana insan olmanın kusurlarıyla, güzellikleriyle ve umutlarıyla değerli olduğunu hissettirdi, güzel hisler bıraktı bende.. Matt Haig de zaten hayatında zorluklar yaşamış, depresyonla mücadele etmiş bir yazar. Belki de bu yüzden yazdıkları bu kadar içten ve samimi geldi bana. Okumayanlara tavsiyemdir.