–“İkidir yanıma soluk soluğa geliyorsun” dedi.
-"Ya koşmanın kendisini seviyorsun ya da yanıma koşarak gelmeyi... Soluğundan tanıyorum artık seni.”
–“Bir sevince ancak koşarak gidilebilir,” dedim.
-“O hâlde bana koşarak gelen sevinçlerden başka bir dileğim olmaz bundan sonra benim de...” dedi.
Sevince koştuğunuz yollar sizi yormuyormuş, bunu koşarken anladım. Varacağınız hedef ruhunuzu dinlendirecekse, bütün yorgunluklara değermiş dedirtecekse, kalbinizi sımsıcak bir ekmek misali ikiye bölüp paylaşma imkanı verecekse, yorgunluktan sesim çıkmaz diye düşünürken sesinize ses verecekse, elim kolum tutmaz derken elinizin kolunuzun yerine geçecekse, aklınızın aynası bir akılla düşündüklerinizi bir tamam bilecekse, bin bir zahmetle aştığınız yollar aslında sizi size ulaştırırmış. Koşmanın değeri hedefinizle ölçülürmüş...
"Bakış açınızı değiştirin!"
Biz insanlar dünyadaki canlıların yüzde birini bile oluşturmuyoruz fakat bu halimizle, hayvanların yüzde seksenini, bitkilerin yarısını yok etmişiz! Bu gerçekle nasıl yüzleşeceğiz? Dünyaya farklı bir gözle bakmamızın, sizce de zamanı gelmedi mi?