Jîyan

Jîyan
@Jiyan24
Dünya
30 Haziran
13 okur puanı
Mart 2024 tarihinde katıldı
Bu dünya bir düş, bin bir biçimli, bin bir renkli, Hiç’in üzerini örten kırağı. Gerçeklikse korkuya kapılmamamız için Hiç’in insan biçimli maskesi.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Rablerinin ( çağrısına) icabet edenler, namazı dosdoğru kılanlar, ( toplum) işlerini kendi aralarında şura ile yürütenler ve kendilerine rızkı olarak verdiklerimizden infak edenler ile haklarına tecavüz edildiği zaman birlik olup karşı koyanlardır. Kötülüğün karşılığı onun misli ( benzeri) olan kötülüktür. Ama kim affeder ve ıslah ederse ( dirliği kurup sağlarsa) artık onun da ecri Allah’a aittir. Gerçekten o zalimleri sevmez. Kim de zulme uğradıktan sonra nusret bulur ( hakkını alır) sa artık onlar için alevlerine bir yol yoktur.”( Şura:3841)
İnsanın, doğası itibariyle, hakkında en az şey bildiği şeylerin önemi açısından en son sırada yer aldığı ve bilinen şey açıkça yanlış olsa bile, bilinenin getirdiği rahatlıktan vazgeçip, bilinmeyeni öğrenmenin belirsizliği ve yükü altına girmeye karşı en çok direnen varlık olduğu artık eskimiş bir haberdir .
Gördüğümüz cinsel özgürlük savaşı, Afrika ve Asya’da , özellikle de islam toplumlarında ansızın gündeme geliyor. Çünkü bu danışıklı dövüşün, olması gereken savaşın yerini alması gerekmektedir. Bu göstermelik savaş, dünyadaki güç sahipleri için tehlikeli olacak bir savaşı önlemek içindir. Verilen cinsel özgürlük, genç kuşağın istediği özgürlükleri vermemek içindir. Çünkü onu meşgul ederek esasta onun fıtratının, özünün, vicdanının ve hatırasının derinliklerinde bulunan başka özgürlüklere ulaşma kaygısını ortadan kaldırmaktadırlar.“Baş” özgürlüğü yerine “ dip” özgürlüğü!
Yapıyorlar! Hem de öyle bir yapıyorlar ki darbımesel oluyor. Eskimoya buzdolabı satıyor. Bir Afrikalı kabile reisine tamamen altın olan bir “Renault” satıyor. Yurdunda iki kilometre cadde bulunmayan bir kabile reisine. Renault’u deveye yükleyip getiriyorlar, kale kapısının ağzına bağlıyorlar. Başkalarına karşı övünsün diye. İşte böyle yapıyorlar. Biz de on yıl sonra nasıl da böyle olduğumuzu anlayamıyoruz . Bütün bu temel değişimler ve değişiklikler karşısında neler kaybettiğimizi anlamıyoruz.