Amin Maalouf, Lübnan doğumlu bir yazardır. Eserlerinde doğduğu, çocukluğunu geçirdiği ve tanıdığı yerleri kendisine ilham kaynağı olarak kullanmaktadır. Bundandır ki romanlarının konusu ve kişilerini Doğu Akdeniz limanlarından, Anadolu kentlerinden ve Lübnan’dan seçerek oluşturmuştur. Yazar eserlerinin çoğunluğunda Akdeniz ve Mezopotamya kültürlerinin tarih, yaşayış ve inançlarını harmanlamıştır.
Amin Maalouf , Orta Doğu tarihini Batılılara kendi dilleriyle anlatmaktadır. Hem bu yönüyle hem de Batılıları Batılılara anlatması yönüyle oldukça ilgi çeken, geniş okuyucu kitlesine sahip olan bir yazardır.
Doğu’nun Limanları, anlatıcının metroda bir beyefendiyle karşılaşmasıyla hikâyeye başlıyor. Romanın giriş kısmında bu tanışıklık anlatılırken, ilk bölüm ile birlikte bu yabancının kim olduğunu az buçuk anlıyoruz. Doğumunu tarihî bir olay çerçevesinde anlatan kişi, Sultan Abdülaziz’in kızının torunu olduğunu anlatıcımıza aktarıyor. Bu tarihî olaydan sonra eserin kurgusal boyutu başlıyor.
Sonraki bölümde hikâyesi anlatılan kişinin babası ve annesinin nasıl tanıştığı anlatılıyor. O dönemde azınlık halklar ile Türkler arasında bölümlenmeler, ayrıklaşmalar başlamıştır. Lakin buna rağmen babasının bir Ermeni arkadaşı vardır. Bu arkadaşıyla kendi evlerinde bir Fotoğraf Kulübü kurmuşlardır. Adana’da Ermeni mahalleleri talan edilene ve bir güruh babasının evini basana dek fotoğrafçılığa devam etmişlerdir. Fotoğraf makineleri ellerinden alındıktan sonra, babasının Ermeni arkadaşıyla birlikte Lübnan’a gitmeye karar verirler. İki dost arasında bir anlaşma yapılır. Bu anlaşmaya göre arkadaşı kızını kendisine (karakterimizin babasına) verecektir. Lübnan’a gittiklerinde de anlaşma gereği bu iki insan evlenirler. Bu bölümde daha çok bir Türk ile bir Ermeni’nin dostluğuna, evliliğine